29 Mart 2012 Perşembe

Evde yapabileceğimiz saç modelleri

Çalışan hanımların evde yapabilceği, ve çokda zaman kaybetmeyeceği birkaç saç modeli. Şu an saçlarım kısa ama uzunken bende çok yapıyordum bu tarz modelleri. Tavsiyemdir :))))

Evde yapabileceğiniz Şık bir kaç saç modelleri, sadece bir kaç dakika da yapabileceğiniz bukleler, dalgalar, at kuyruğu stilleri örnekleri aşağıda olacaktır. Saçlarımızı bir kaç aksesuarla renklendirebiliriz. Genç kızlarımız için esinlenme kaynağı olacak stilleri basit ve evde yapılan modeller olarak belirledik. Püf noktası akılda kalıcı, parlak ve doğal görünümlü saç modelleri ne sahip olmaktır. Doğal görünüm için doğru tercih dağınık saç modelleri olarak görülebilir. Aşağıdaki örneğimizi incelediğimiz de şık ve karmaşık bir görünüm söz konusu, bir saç maşası yardımı ile saçlar hafif dalgalandırılmış daha sonra tepeden içeri doğru kıvırılmış uçlar bukle bukle yapılmış çok doğal çok çekici ve çok şık bir saç modelleri elde edilmiş

Diğer örneğe baktığımızda minik minik 2 tane örgü gizlenmiş. Açık düz saçlara yan tarafa ayrılmış iki adet saçların altına şık örgü modeli yapılmış farklı ve güzel bir görünüm yakalanmış. Zarif yüz çerçevesine sahip olanlar için daha iyi bir model çünkü bu model yüzü belirginleştiren bir stil olarak bilinmektedir. Evde kendinizin yapabileceğiniz bu stilin örgü kısımlarını boncukla süsleyebilirsiniz. Evde bunlara benzer olarak at kuyruğu modelleri yapabilirsiniz

Yukarıdaki örneklerde gördüğünüz sağdaki kabarık saç modeli ilginç ve şık olduğu kadar dikkat çekici bir modeldir. Diğer örnekte at kuyruğu ve saç aksesuarının beraber kullanıldığı bir modeli görüyoruz. Bildiğiniz klasik at kuyruğu modelini evde çok rahat 5 dakikada yapabilirsiniz. Saç aksesuarı ile süslemeniz daha iyi olacaktır. At kuyruğu modelinizi zevkinize göre ister bukleli, ister dalgalı da yapabilirsiniz. İnce siyah bir kurdaleyi saçınıza aksesuar olarak kullanmanız hem estetik bir görünüm kazandırır hemde saç modelinizde hile yapmanızda yardımcı olur. Aslında bu yıl doğal görünümlü saç modelleri m0da bu yüzden bu örnekler popüler ve kullanışlı duruma geliyor.

Mutlaka sizde deneyin :))

Saç renigimizi değiştirme zamanıı !!!!!

Arkadaşlar, bu yazıyı internette bir sayfada gördüm, aynen aktarıyorum.Umarım sizinde hoşunuza gidecektir.
Saç Renkleri- Kumral-Kestane
Ten Renginize Uygun Saç Renkleri
Pembemsi – Beyaza yakın bebeksi bir teniniz var ise, Kızıl ve tonlarından uzak durmalısınız, sizlere küllü sarı renkleri, kahve tonları, kumral ve kestane saç renkleri yakışmaktadır. Sizleri daha çekici ve etkiliyi göstermekle birlikte yüz hatlarını belirgin bir hale getirmektedir. Yüzünüze hafif bir makyajla daha da bebeksi bir tene sahip olmanız içten bile değildir.


Shakira
 Koyu renkli esmer bir teniniz var ise,
Bu tip tenli kişilere daha çok parlak sarı, platin sarı, bakır, light sarı saç renkleri daha çok yakışmaktadır. Loreal’in bu tene uygun bir çok saç renkleri bulunmaktadır.  2009 yılınında favori saç renkleri bu ten rengine uygundur. Ayrıca Ateş Kızılı, patlıcan moru gibi renklerde teninize uygundur. Kahve tonları da esmer tenliler için uygun olabilmektedir. Röfle ve gölge renkleri de önerilmektedir.
Saç RengiEğer beyaz tenli iseniz,
Sizlere en çok yakışacak renk, şüphesiz kahve tonları olup, koyu kahve, kumral, kestane nin yanı sıra altın sarısı sizlere çok yakışmaktadır. Ballı kızıl, ballı bisküvi, bal köpüğü gibi renkler sizleri çok etkiliyici yapmaktadır. Karamelin koyu tonları, ve siyah saç rengide sizlere uygundur. Bunların dışında kızıl tonları bal renkleri de beyaz tenliler için ideal saç renkleri olarak bilinmektedir.

Öneriler : -Esmer ve buğday tenli iseniz doğak kahveler, çikolata kahve ve bal köpüğü saç renkleri size uygun olabilmektedir.
- Esmer Tenli iseniz sarı saç rengi yerine kahve üzerine platin veya sarı röfle, gölge modellerini tercih etmelisiniz.
- Eğer beyaz tene sahip iseniz sarı saçlar sizlere göre, kızıl renkleri, bal tonları sizlere çok uygun olmaktadır.
- Platin balyaj istiyorsanız ten renginiz koyu olmalı, esmer ve buğday son derece uygundur. Bir çok aldığımız yorumda bu konu üzerinde durulmuştur.
- Beyaz tenli pembe yanaklara sahip iseniz size en uygun renk karamel olduğunu unutmayın.
- Ten renginize göre yapılan makyaj tonları saçlarınıza etki etmektedir. Makyaj tonlarınıza göre ten renginizi canlandırabilir ve donuklaştırabilirsiniz.

Doğal makyaj !..

Merhaba arkadaşlar,
Ben doğal makyaj yapanlardanım.Kısa sürede daha bakımlı ve canlı bir görünüm elde etmek için doğal makyajı tavsiye ediyorum. Bence kadınlar doğal makyajla daha hoş görünüyor.
Doğal görünümlü bir makyajı elde etmek zordur. Yüzünü iyi tanımanız gerekiyor.Doğru aydınlatma usta dokunuşlar ve çok özenli renk seçimlerini gerektirir.
Yüz hatlarınızı hafifçe belirlerken kusurlarınızı kapattığınız bu makyaj tüm makyajlarda olduğu gibi temizlenmiş ve nemlendirici sürülmüş cilt üzerine uygulanır.
Tercihinize göre pudra ya da fondöten, üzerine aydınlatıcı bir krem, nötr renklerde bir ruj ya da dudaklarınızı besleyip nemlendirecek bir dudak kremiyle tamamlanır.
Bu makyajı mükemmelleştirmek için gözleri ortaya çıkaran bir kapatıcı, aydınlatıcı bir göz farı, kirpikleri yoğunlaştıran bir maskara ve kirpikleri ayırmak için bir kirpik fırçası gerekiyor..
Yanaklarınızı soft tonlardaki pembe bir allıkla renlendirerek sağlıklı bir ışıltı yaratın.
Dudağınızada açık tonlarda parlatıcı kullanabilirsiniz..

26 Mart 2012 Pazartesi

Ege'nin vazgeçilmezi : Zeytinyağıı !!!


 Bir egeli olarak mutfağımdan eksiltmediğim en önemli besin kaynağım Zeytinyağı !!!
  Her derde deva olan zeytinyağının faydaları anlatmakla bitirilmiyor. Evimde ağırlıklı olarak zeyinyağı kullanırım.Katıyağ olarakda tereyağı. İkisi vazgeçilmezim. Sağlıklı bir hayat için şart bunlar bence.
  Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yaptığı kaydediliyor.
  Ayrıca kolestterolden diş çürüğüne, cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümü olarak nitelendiriliyor. Günümüzde hastalıkların çözümünde ilaçlı tedavilerden çok doğal yöntemleri tercih eden insanlar, zeytinyağının yeni meziyetlerini öğrendikçe, sofralarından eksik etmemeye çalışıyorlar.Bende bunlardan biriyim:))
Birçok araştırma, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Ancak zeytinyağının kalp ve damar sağlığımıza olumlu etkisi bununla sınırlı değil. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Zeytinyağı ayrıca yaşa bağlı hastalıkları engellemeye yardımcı olabilecek güçlü antioksidanlar da içerir. Diyetisyenler de tümüyle yağdan arındırılmış bir diyeti doğru bulmuyor. Bu nedenle kişinin günlük yağ miktarını belirleyip, tercihlerini zeytinyağından yana kullanmaları öneriliyor. Akdeniz mutfağının bu sağlıklı ve lezzetli yağı, yaşam süresine katkıda bulunuyor.
Zeytinyağı hipertansiyon gibi hastalıklara karşı etkili sonuçlar veriyor.      
Zeytinyağı ;
*A, D, E ve K vitaminleri açısından çok zengin içerikli.                

*Zeytin ve zeytinyağında hücre yenileyici ve yaşlanmayı geciktirici ‘’Oleuropein’’ maddesi bulunuyor. Bu madde başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkede kansere karşı yapılan ilaçlarda kullanılıyor.

*Zeytinyağını diğer bitkisel yağlardan ayıran en önemli özellik, oleik asit zenginliği. Bu asit özellikle meme kanserini tetikleyen (Her-2/ Neu) veya (ERB B-2) kötü genlerini durdurma özelliğine sahip.

*Sindirim sistemi hastalıklarına da zeytinyağı öneriliyor. Çünkü, bu yağ tamamen doymamış yağ asitleri içeriyor. Böylece bu asitler vücutta biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlıyor.

* Zeytinyağı en doğal kozmetik malzemesi.                      

*Zeytin egzamayı ve saçların dökülmesini önlüyor.            

*Banyodan sonra cilde zeytinyağı ile masaj yapılırsa hücrelerin yenilenmesi sağlanıyor

Oje desenleri..

Merhaba arkadaşlar,
Havaların ısınması ile biz bayanların malum manikür ve pedikür olayları arttıı :)) Bende ojeyi sürmeyi sevenlerdenim.. Genelde tek renk oje ve french kullanırım. Ama bazen deseli motifli ojeleri de tercih ederim. O anki ruh halime bağlı tabii birazda :)) Şimdi sizlere birkaç desen sunucam.Umarım beğenirsiniz..









Benim en çok kullandığım ve beğendiğim french üzerine yaptığım ufak desenler..

Eteklerimm :))

Selam arkadaşlar,

Kendim kalıbını çıkarak diktiğim düz dar eteklerimi sunuyorum :))

Kalıbını kendim çıkarttım. Daha önce internetten bir arkadaşımızın anlatımıyla, kendim düz bir kağıtta kalıp hazırladım.Birkaç deneemden sonra, bu düzgün etekleri dikmeyi başardım :))

21 Mart 2012 Çarşamba

Evde el ve ayak bakımı

Merhaba hanımlar,
Ben senelerdir kendimle uğraşmasını çok severim. Devamlı olarak evde denediğim ve yararlarını çok gördüğüm bazı formüllerim vardır.Kuaförlerde yaptırdığımız manikür ve pedikür haricinde , evimizde kendimizin yapacağı basit ve maliyet gerektirmeyen önerilerim olucaktır. Bunlardan bazıları ;

* Bir leğenin içine sıcak bir su koyup, tuz ilave ederim. Ve ayaklarımı 15-20 dakika bekletirim. Sonra biraz zeytinyağı ile ayaklarımı ovarım.Pamuklu çorabımı giyerim. Sabah kalktığımda ayaklarım ve özellikle topuklarım yumuşacıktır.
* Ellerim içinde bir kaba sıcak su koyarım ve içine susam yağı yda zeytinyağı koyarım, ellerimi bekletirim. Yumuşacık olur, ayrıca eldeki çatlamaları giderir.
* Ellerime kahvenin telvesini sürer ve 2-3 dakika beklerim sonra yıkarım.Ellerim hem yumuşak hem bembeyaz olurr.
* Devamlı oje sürdüğüm zaman tırnaklarım sararır. Limon sıkarım tırnaklarıma . Rengi açılır..
* Çok topuklu ayakkabı giyildiğinden ayak altlarında sertleşmler olur. Bunun içinde sertleşen bölüme, bir dilim limon kesip koyun ve sarın. Sabaha kadar öyle kalsın.Ertesi gün o kısmın çok çok yumuşadığını ve beyazlaştığını göreceksiniz. Pedikür yapan biri söylemişti bana, bir kere denedim gerçekten çok iyi. Sonradan o bölümü almıştı.Rahatlamıştım :))

19 Mart 2012 Pazartesi

Kadınlar neden tek elle araba kullanamaz??

Merhaba arkadaşlar,
Kadınlar neden tek elle araba kullanamaz ? Gerçi ben kullanıyorum ama :))  çevremde çok arkadaşım var kullanamayan ..Bana göre bu hep erkeklerden kaynaklanıyo :)) Nedenmii ?? Çünkü genelde evdeki büyükler, baba yada abii yada eşi öğretiyo araba kullanmayı.. Zaten direksiyonun başına geçince daha o anda başlıyo .. :)) Bağrınmalar, öfkelenmeler, salak denmeler, yok sen yapamazsın, yok öğrenemicen, manyakmısın yaaa bu gaz pedalı, napıyosun sennnn , nebiçimm araba kullanıyosunnn vss... :)))) Eminimki birçoğumuzun başına gelmiştir.. Benim başıma kısmende olsa geldi.. :))) Mesela ben ilk arabanın başına geçtiğimde babamın ilk cümlesi : " Kızım bak şimdi. Sirkde ayılara bile bisiklet kullanmasını öğretiyolar, yani bu araba neki. Sen benim kızımsan zaten kullanırsın çok rahat bu arabayııı !!! ":)) Şimdi nasıl kullanayım ben , neyabailirim.. Düşünün o anki psikolojimi.. En güzeli ders almak.Ben 4 gün ders aldım canavar gibi kullanmaya başladım walla :)) Üstelik tam 18 yaşımdaydım.. Çok şükür şimdi hertürlü kullanıyorummm :)) Ama bazı profesörler araştımışlar acaba neden bayanlar tek elle araba kullanamaz diye öyle bir kanıya varmışlar, kısmende olsa haklılar :))

Erkek otomobilini bir parçası gibi görüyor, kadınlar ise ayrı bir varlık olarak tanımlıyor !

Erkeklerin neden arabayı tek elle kullanırken, kadınların direksiyona iki elle yapıştığını araştıran uzmanlar ilginç sonuçlara ulaştı. Kadın ve erkeklerin otomobil kullanma alışkanlıklarını inceleyen Londra Üniversitesi psikologları, erkeklerin arabalarını kendilerinin bir parçası olarak gördüklerini, bu nedenle araba kullanırken kendilerini çok rahat hissettiklerini belirledi. Bu rahatlık da direksiyonu tek elle tutmalarına sebep oluyor. Erkekler ayrıca otomobilleriyle sohbet de ediyorlar.

Kadının dikkati otomobilde...

Kadınlarda ise durum tamamen farklı. Arabayı kendilerinden bağımsız bir başka varlık olarak görüyor. Bütün dikkatini onu kontrol etmeye odaklandıkları için direksiyonu çift elle tutmalarına sebep oluyor. Kadınların sırf bu yüzden araçlarına isim de verdikleri belirtildi. Araştırmayı yürüten Doktor Peter Marsh , “Erkekler ilişkileri hakkında konuşmaktan nefret ederler. Ancak otomobilleri ile olan ilişkileri çok farklı. Çünkü onu kendisi olarak tanımlıyorlar” diye konuştu.

16 Mart 2012 Cuma

Bugün cumaa :))))

Bu hafta sonu İzmir'de havalar iyice ısınacak.Ortalama sıcaklık ise 16 derece. Nekadar güzel dimi :))) Ne güzel bugün cummaa:))) İki gün evdeyim,Ben planlarımı şimdiden yaptım. Ya siizzz :)))

Alışveriş zamanı diyorum ve sizler için İzmirde indirim olacak tükkanların adreslerini bildiriyorum :))) Herkese iyi tatiller..
http://www.indirimfirsati.com/
http://www.avmindirim.com/
http://www.indirimgundemi.com/
http://www.firsatvitrini.com/

15 Mart 2012 Perşembe

Beyaz Gömlek Aşkına !!

Merhaba arkadaşlar,,
Ençok sevdiğimdir gömlekler.Hele birde beyazsa.. Kurtarıcımdır !! Herşekilde giyebilirim. Bir taytın üstüne, yada bir kot pantalonla..Yada dar bir eteğin üstüne.. Hertürlüsü güzel.. Muhakkak dolabınızda bulundurmanız gereken olmazsa olmazınız..

14 Mart 2012 Çarşamba

Doğal saç maskeleri !!

Merhaba hanımlar,
Evet sıradaki konumuz; bayanların vazgeçilmezi, olmazsa olmazıı yani SAÇLARI !!
Saçlarım, tüm ruh halimi, yaşam tarzımı, sevincimi , mutluluğumu, depresyonumu , kısacası herhalimi anlatır.. Dönem dönem uzatır, çoğu zaman çılgın modeller kestiririm. Şu andada zaten kısacık saçlarım.Yine kestirdim:)) Tabii şimdide napıyorumm tabikii uzatmaya çalışıyorum !!! :))Nasıl uzatacaksamm hemen...:)))  Senelerdir kendimce yaptığım saç maskelerim vardır. Birebir yararlandığım, güzel sonuçlar aldığım maskeler. Farklı markalarda çok kullandım, kuaförlerde satılan ürünlerdende çok kullandım ama nedense yağlar kadar kesinç sonuçlar alamadım.
** Aktarlarda satılan saç yağları gerçekten yararlı.20 çeşit yağdan oluşan bu karışımları;
* İlk hafta 2 günder bir sürüp,1-2 saat kadar bekletip yıkıyorum.
*2. hafta; haftada iki kere uyguluyorum.
*3. haftadan itibaren ise haftada bir kere uyguluyorum. Güzel sonuçlar alıyorum. 2-3 ay kadar bu şekilde devam ettiğim zaman gerçekten saçlarım hem daha hızlı uzuyor, hem canlanıyor ,telleri kalınlaşıyor, hem parlıyor.

** Saç diplerime zaman zaman sarımsak sürüyorum.Dökülen saçların tekrar çıkmasını hızlandırıyor. Birde kötü kokusu olmasa :))

** Eczanelerde satılan e vitamin kapsülleride iyi geliyor. 3 çeşit oluyor. Bunları ampul şeklinde alıyorum. ve şampuanımın içine 2 şer tane kırıyorum.İiy geliyor. Ayrıca arada 2 haftada birde ampulleri birer tane kırıp, saç diplerime uyguluyorum. Çok faydasını greceksiniz, eminim.

** Yarım avokado ile bir kaşık mayonezi karıştırıp, saçıma uyguluyorum.1-2 saat kadar bekletip, yıkıyorum. Saçlarımın kuvvetlenmesini ve parlamasını sağlıyor.

** Özellikle yazın denize gittiğimde ( Tabii Bir İzmirli olarak bana heryer deniz burada :)) ) bir şişem vardır. Ve devamlı saçlarıma zaytinyağı sürerim, hatta bütüm vücuduma. Bir yarım saat kadar öylece beklerim. Zaten denize girdiğimde deniz suyu hepsini alıp, götürüyor :)) Saçlarım yumuşacık olur ve denizden dolayı fazlada kırılmaz.

Evet hanımlar benim devamlı olarak uyguladığım, yaptıklarım bunlar. Umarım sizde faydalanırsınız bu bilgilerimden. Sizinde farklı yöntemleriniz varsa burada paylaşırsanız memnun olurum.. Herkese sevgiler..

11 Mart 2012 Pazar

Mutfağımızı nasıl yenileriz !!!

Eski mutfağımızda yapacağımız birkaç küçük değişiklik bize yepyeni bir mutfak kazandırabilir, nasılmı?
* Dolapların iskeletini bırakarak sadece kapaklarını yenilmek bize maliyeti azaltır.
* Eğer kapaklarını değiştirmek istemiyorsanız, yeni çıkan ahşap boyaları ile dolabınızı istediğiniz renge boyayabilirsiniz.Üstünüde cilalayabilir, yada vernikleyebilirisiniz.Bence harika olur.Bunu deneyen arkadaşlarım oldu çokda güzel oldu :))
* Dolap kapakların kulplarını değiştirebilirsiniz
* Beyaz eşyalarınız yıpranmış olabilir, yeni çıkan stiker ve etiketler bence harika.Mutfağa zanginlik katacaktır.
*Mutfağınızın duvarı fayans değil ise, farklı bir renge boyayabilir, stikerler yapıştırabilirsiniz.
* Perdenizi yenileyebilirsiniz.

Peki ben neler yaptım mutfağımda..?
Evimde değişiklik yapmayı seviyorum zamanım oldukça. Çalışan bir anne olduğum için genelde hep tasarlıyorum:)) Yapmak ise eşime kalıyor. Biraz oflayıp pofflasada ,aradana birkaç ay geçsede yapıyor :))))  3 senelik evliyim, bu nedenle mutfağım çok yeni.. Ama evlendikten sonra mutfakda bazı değişiklikler yaptım. Kulplarını değiştirdim, daha modern durdu..Mutfak duvarımın bir kısmını kağıt döşedim..Tablolar asdım. Perdemi yeniledim.Sticerkler yapıştırdım. Tabii bunların hepsini eşim yaptı :))) Daha sonra resimlerini yüklüycem... Umarım sizede bir nebze ilham kaynağı olmuşumdur...

9 Mart 2012 Cuma

Aşı Danışma Merkezi

Merhaba anneler,
AŞI DANIŞMA MERKEZİ
Danışmak lazım
Her yaşta bulaşıcı hastalıklara karşı aşılar ile korunabiliriz. Lütfen sizin ve ailenizin aşılarının tam olup olmadığını sorgulayın! Aşı ile ilgili konularda size doğru ve tarafsız bilgileri verebilecek bir merkezden yararlanın.
Bağışıklama ve Halk Sağlığı konularında ülkemizde referans kuruluş olma yolunda daima başarılı adımlar atan Sanofi Pasteur, 1997 yılında AŞI DANIŞMA MERKEZİ’ni hizmete sokarak geniş bir bilgi bankası oluşturdu ve o günden günümüze Halk Sağlığı’na sunduğu katkılarını arttırarak sürdürmeye devam etti.
Halkın ve sağlık çalışanlarının bilgilendirilmesinde çok önemli bir rolü üstlenen AŞI DANIŞMA MERKEZİ, 2001 Temmuz da var olan hizmetlerinden herkezin yaralanabilmesi amaçlayarak Türkiye’nin her yerinden ücretsiz ulaşılabilen 0 800 211 3331 telefon hattını uygulamya başladı. Bu ÜCRETSİZ telefon hattından Aşı Danışma Merkezi sorumlusuna hafta içi mesai saatleri dahilinde (08:30-17:30) direkt olarak ulaşılınabilip ve  sorulara anında veya en kısa sürede cevap alınabiliniyor.
Merkezimize iletilen soruların cevaplarının gerekirse literatür ile desteklenebileceği geniş bir kütüphane mevcut. Ayrıca Tıp Dünyası’nda yayınlanan aşılar hakkındaki tüm yeni araştırmalar ve veriler merkez tarafından yakından takip edilmektedir.
Halkımıza hizmette öncülük etmeyi bir görev olarak kabul eden AŞI DANIŞMA MERKEZİ, sadece Sanofi Pasteur ürünleri hakkında bilgi vermekle sınırlı kalmayıp, dünyada ve  Türkiye’deki mevcut aşılar hakkında tıbbi etikten ödün vermeden her türlü soruyu cevaplamaktadır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada önemli bir role sahip olan aşılar hakkında sorularınız için AŞI DANIŞMA MERKEZİ’ni arayabilir, aşılar hakkında bilgi edinmek isteyen kişilerle merkezin ücretsiz telefon numarasını paylaşabilirsiniz.

8 Mart 2012 Perşembe

Çalışan annelere..

Çocukla geçirilen zamanın süresi değil, kalitesi önemli !!
- Çocukla geçirilen sürenin uzunluğu değil, kalitesi önemli. Yani, gerçekten annenin evde kaldığı süre çocuğu ile birlikte, onunla oynayarak, ilgilenerek sağlıklı etkileşime girerek geçirilmiyorsa olumlu hanesine yazılabilecek bir puan kazandırmıyor annelere...
- Annenin çocuk ile birlikte geçirdiği süre arttıkça kalitesi azalıyor. Yani anne “bunalıyor”. Bu yüzden ev hanımları çocukları ile birlikte aynı mekanda olsalar da onlarla pek birlikte vakit geçirmeye katlanamıyorlar. Çalışan anneler ise genellikle çocukları ile “yeterince vakit geçiremedikleri”nden yakınıyorlar. Oysa bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, anne babası çalışan çocukların yüzde 85-90’ı böyle bir durumdan şikayetçi değil. Diğer bir ifade ile çalışan anne babaya sahip çocukları sadece yüzde 10-15’i anne babaları ile daha fazla vakit geçirmek istediğini söylüyo

Çocuğumuz büyürken onu tehlikelerden nasıl koruruz ?..

“YAŞAM ALANINI ÇOCUĞA GÖRE DÜZENLEMEK ÖNEMLİ!”Anne babalar bebekleri olana kadar alıştıkları düzende yaşarken, aileye yeni katılan bebeğe göre çevreyi yeniden düzenlemek çoğu zaman göz ardı edilir. Özellikle çocuk hareketlenip ayaklandığında çevrenin çocuğa uygun olarak yeniden düzenlenmesi çok önemlidir. Çocuk etrafı keşfetmek ister ve bu durum çocuğun gelişimi için son derece sağlıklı bir tepkidir. Çocuk ilk önce etrafını her şeyi ağzına alarak keşfeder. Motor gelişimi ile birlikte emeklemeye ve yürümeye de başladığında evin her köşesine merakla açıp bakmak ister.

Burada ailelere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Çocuk en az 3 yaşına gelene kadar tehlike yaratacak her şeyi ondan uzak bir yerde saklamak gerekir. 3 yaşına gelen çocuğa nelerin tehlikeli olabileceğini anlatabilirsiniz ve çocuk bunu anlayabilir. Alınması gereken önlemlerden belki de en önemlisi; sık karşılaştığımız ilaç, deterjan ya da tarım ilaçları gibi malzemelerin çocuk tarafından içilmesidir. Bunun için bu malzemeleri çocuğun ulaşamayacağı yerlere koymak gerekir. Elektrikli veya pilli aletlerin açma-kapama düğmelerinin sıkıca kapatılması; yüksek yerlere tırmanabileceği yerlere sandalye-sehpa koyulmaması; ayrıca keskin sayılabilecek aletlerin kapalı yerlerde tutulması; oyuncaklarda bile küçük yutabileceği oyuncak parçaları ya da kuruyemiş gibi yiyecekleri ortadan kaldırmak önemlidir.

Daha büyük çocuklara anlayabileceği şekilde yaptığı şeylerin sonuçlarını anlatmak ya da başına gelen bir olaydan sonra ders çıkarması çocuğun tehlikelerden uzak durmasını sağlar. Bazı çocuklar karıştırmaya yani keşfetmeye çok meraklı oldukları için her yere girmek ya da her şeyi ağzına götürmek isteyebilir. Bu durumda yasaklamak ya da cezalandırmak yerine güvenli olduğunu düşündüğünüz yerlerde sizin kontrolünüzde çocuğunuzun keşfetmesini destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzu göz ucuyla takip ederken tehlikeli bir davranışında müdahale etmek ve onu uyarmak daha doğrudur.

Bazen her şeyin ortadan kaldırılması, her yerin kapatılması çocuğun daha fazla merak etmesine sebep olurken, bazen de pasif kalma keşfetme davranışını olumsuz etkiler. Bunun için önce önlemlerimizi almalıyız, sonra da çocuğun anlayabileceği dilde ona yaptığı davranışın sonuçlarını anlatmalıyız. Böylece çok sık karşılaşılan ev kazalarından kaçınabilir ve çocuğumuzu tehlikelerden koruyabiliriz.”

Çalışan anne olmak yada olmamakk..

Özelikle anne olduktan sonra, devamlı olarak takip ettiğim belirli uzmanlar var. Sevgili psikiyatri uzmanı Özlem hanımın güzel bir yazısınız yayınlamak istiyorum. Gerçekten çok yararlı bilgiler...

ÇALIŞAN ANNENİN ZORLUKLARI!
Peki, çalışan anneleri bekleyen zorluklar nedir?
Bebek dünyaya geldikten sonra, anne işe başlayacağı dönemde çeşitli kaygılar yaşamaya başlar.

“Küçücük bebeğimi bırakıp işe gidiyorum, ona annelik yapamıyorum.”
“Ona yeterli zaman ayıramıyorum.”
“Acaba annem/kayınvalidem/ bakıcı çocuğa iyi bakıyorlar mı?”
“Beni özlüyor mudur?”
“Bebeğim duygusal veya fiziksel anlamda eksiklik yaşıyor mudur? İleride bunlar bebeğimde ruhsal sorunlara yol açar mı?”
“Beni eskisi kadar sever mi?”
“Onu bırakıp gittiğim için bana kızar mı?”
“İleride beni ilgisizlikle suçlar mı?”
“Keşke daha uzun bir süre çalışmayıp, onu ben büyütseydim?”

Bebeğe kimin bakacağı, iyi bakıp bakamayacağı oldukça gerçekçi bir kaygı olmakla birlikte, zaman zaman anneler durumu abartabilirler. Bakan kişinin güvenilir, bebeği seven, onun duygusal ve fiziksel gereksinimlerini karşılayabilecek kapasitede biri olması çok önemlidir. Özellikle çocukların yaşamlarının ilk üç yılında tek kişi tarafından bakım görmesi (bu kişinin ille de anne olması gerekmiyor!) ve bakan kişiyle sağlıklı duygusal bağlar kurması çocuğun ruhsal gelişimi açısından gereklidir. İlk üç yılda bakan kişinin aynı kişi olması önemli, ancak annenin işi gereği bebeğine bakamaması halinde, seçilecek uygun kişiyle de bu sorun çözümlenebilir. Anne iş dışı zamanlarda çocuğuyla kurduğu iletişim yoluyla çocuğa gerekli olan sevgi, şefkat, sıcaklık ve güveni verebilir. Bu üç yıllık dönemde bakacak kişiyi seçmek, elbette anne ve babanın üzerine düşen önemli bir sorumluluktur.

Üç yaşından sonra ise, çocukların sosyalleşebilmeleri açısından yuvalara verilmeleri daha sağlıklı bir seçim olarak karşımız açıkıyor. Fakat, bakım sorunu bir şekilde çözülse bile, yapılan çalışmalar annelerin annelik görevlerini layıkıyla yapamadıklarına ilişkin kaygılarının çok da azalmadığını gösteriyor. Çocuklarıyla geçirdikleri zamanı yetersiz bulan anneler kendilerini suçlu hissediyor, kötü anne olduklarını düşünüyorlar. Bu suçluluk duygusu kısmen toplum tarafından yüklenilen bir duygu olmakla birlikte, çoğu zamanda kadının ta içinden gelen bir duygu olarak ortaya çıkıyor. Kadın, kadın kimliğini taşımaya başladığı günden itibaren, anneliğin kutsal ve her şeyin -hatta kendisinin bile- üstünde bir görev olduğunu öğrendiğinden; bu rolü aksattığını, layıkıyla yerine getiremediğini düşünmesi ise, suçluluk duygularını yaratan en önemli nedenlerden.

SUÇLULUK KAYNAKLI HATALI DAVRANIŞLAR! Suçluluğun doğurduğu yanlış davranışlar ise şöyle sıralanabilir:
• Anne eve geldikten sonra tüm zamanının çocuğuyla geçirmeye çalışabilir.
• Anne çocuğunun her istediğini yapmaya çalışabilir.
• Çocuğuyla ilgili açıkları kapatmak, suçluluğunu telafi etmek için sürekli ona bir şeyler alabilir.

Araştırmalar, çalışan annelerin çocuklarının yaşadıkları sorunların annenin çalışmasıyla ilgili değil de; annenin kaygılarıyla, endişeleriyle ve bu kaygıyı gidermeye yönelik yaptıkları hatalı davranışlarla ilgili olduğunu gösteriyor. Yine bazı araştırmalar, çalışan annelerin evde oturan annelere göre çocuklarına daha az , ancak daha kaliteli zaman ayırabildiklerini belirtiyor. Çünkü bilinçli çalışan anneler çocuklarıyla geçirecekleri zamanı daha sitemli ve daha iyi kullanabilmekteler. Ayrıca annenin çalışıyor olması, çocukların daha bağımsız, ev içinde ve kendi yaşamlarına ait konularda daha fazla sorumluluk alan, özgüvenleri daha yüksek çocuklar  olmasını da sağlayor.

Aile içi sorumlulukların değişmesinin bir sonucu olarak, babalar da hem ev işlerine hem de çocuğa ait yapılacaklara daha fazla ilgi göstermek, daha katılımcı olmak durumunda. Yaşamın pek çok alanı artık anne ve baba tarafından paylaşılıyor. Baba ile çocuk arasındaki iletişim, bu yolla daha artmakta, bu durum babaların ve özellikle de çocukların yaşamına çeşitli artılar getirmekte…

Annenin çalışıyor olmasının aile ve çocuk üzerine bir diğer olumlu katkısı ise, annenin mesleki doyum sağlamak, sosyal bir yaşam sürdürebilmek yoluyla ruhsal açıdan kendini daha iyi hissetmesi yoluyla gerçekleşir. Mesleğini seven, işinde üretken olabilen kadın kendini daha mutlu hissedebilir ve bu mutluluk aile içi iletişimi olumlu yönde etkiler, çocuğuna daha kısa ancak daha nitelikli zaman ayırabilir, çocuğunun eğitimine daha fazla kaynak ayırabilir, sosyal çevresi daha geniş olabilir.

ANNENİN ÇALIŞMASININ GETİRDİĞİ OLUMSUZLUKLAR…
Elbette ki, annenin çalışıyor olmasının olumsuz yanları da var. Ancak bunlar çocuğu dolaylı olarak etkileyen olumsuzluklar. Annenin ev ve aile yaşamındaki sorumluluklarını çalışmadan önceki kadar iyi yerine getirmek istemesi  kadının yıpranmasına, bir imkansızı denediği için sonuçta kendini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine, yaptıklarından ve dolayısıyla kendinden memnun olamamasına neden olabiliyor. Ayrıca, bu karmaşanın arasında aksayan eşlik rolü anne baba arasında çatışmalara yol açabiliyor ve belki de pek dikkate alınmayan, ancak önemli bir kayıp daha yaşanır; annenin kendine ayıracak zamanı neredeyse hiç kalmaz.

Daha önce de sözünü ettiğimiz çocuğa karşı suçluluğa bağlı gelişebilen hatalı davranışlar -şımartma, her istediğini yapma/alma, aşırı tahammül, tüm zamanının ona ayırma vb.- anne çocuk ilişkisini olumsuz yönde etkileyebilir. Anne giderek öfkelenir, çocuk annesinin daha da fazla ilgisini çekmek için huzursuzluğunu arttırır. Her işe yetişmeye çalışmaktan ve yapamamaktan usanan anne, zamanı daha da kötü kullanmaya başlayıp giderek işlevsizleşebilir, evdeki diğer kişiler ve özellikle de çocuk bu durumdan oldukça olumsuz olarak etkilenebilir. Sonuçta da, çocuğunu kötü görmek, onu ve eşini üzdüğünü düşünmek annenin suçluluğunu ve değersizlik duygusunu daha da arttırır.

ÇALIŞAN ANNEYE YARDIMCI OLABİLECEK ÖNERİLER!
Öyleyse, çözüm ne, diyelim ve çalışan annelere üstlendikleri rollerle ve özellikle de çocuklarıyla ilişkilerinde yardımcı olabilecek önerilere şöyle bir göz atalım.
“ Çalışan anne klasik anne değildir.” 
“ Çalışan anne olmak yetersiz anne olmakla aynı şey değildir, yeter ki çocuklara kaliteli zaman ayırılabilsin” cümlelerini hiç akıldan çıkarmayarak işe başlayabiliriz.
- Önceliklerinizi belirleyin ve yapacaklarınızı öncelik sırasına göre dizin. Eve gittiğinizde çocuğunuzla mı zaman geçireceksiniz, kendinizle ilgili yapmanız gereken bir şeyler mi var? Hangisi daha öncelikli hangisi daha ihmal edilebilir? Elbetteki, bu öncelikler günden güne değişiklik gösterebilir, esnek olup yapacaklarınızı sıralarken, zamanın sınırsız sizin de biyonik kadın olduğunuz, şeklinde bir yanılgıya düşmemeye gayret edin.
- Her şeyin, her yaptığınızın mükemmel olması gerekmiyor. Bir şeyi mükemmel yapmak pek çok irili ufaklı, haz verebilecek veya gerekli şeyi ihmal etmek anlamına gelebilir.
- Çocuğunuzla geçireceğiniz zamanı onunla birlikte programlayın ve bu programa olabildiğince sadık kalmaya çalışın. Eve girdikten sonra çocuğunuz sizi sürekli kovalayıp ilginizi çekmeye çalışırsa, hem siz sıkılırsınız hem de o gerilir. Öncesinde çocuğunuzla anlaşıp ona ayıracağınız zamanı  söylerseniz o da sizi bekleyebilir, yeter ki sözünüzde durun ve ona ayırdığınız zamanda başka şeylerle ilgilenmeyin. Birlikte geçirilen zamanın içeriğini oluştururken, çocuğunuzun hakkı sizden biraz daha fazla olmalı. Ancak siz de çok istemediğiniz bir şeyi çocuğunuzun hatırı için -en azından sürekli olarak- yapmamaya çalışın, istemediğiniz bir şeyi yaparken daha çabuk sıkılır ve öfkelenibilirsiniz; bunu hisseden çocuk da huzursuzlanır ve ikinize ayrılan zaman verimsiz geçmiş olur. Oyun zamanında çocuğunuz başka şeylerle ilgilenir, zamanını boşa geçirirse; bunun sonucunda sizinle oynayamayacağını, çünkü zamanın dolmuş olduğunu ona söylemekten kaçınmayın. Çocuğunuz zamanını iyi kullanması gerektiğini bu şekilde öğrenecektir. Zaman dolduğunda oyunun bitmesi çocuğun sizinle olan hem birleşme hem de ayrışma gereksinimlerini karşılamış olacak, annesiyle ne zaman vakit geçireceğine dair kaygıları kaybolacaktır. Ayrıca, eve girdiğiniz andan itibaren çocukla ilgilenmenin ve bu sürenin sınırsız olmasının yaratacağı başka sıkıntılar da olabilir. Çocuk annenin tamamen kendisine ait olduğunu düşünür ve tüm gereksinimlerini onun  üzerinden karşılamaya çalışır. Annesiyle arasındaki sınırı algılayamadığından sürekli sınırı tanımlamaya çalışır ve denemeler yapar. Bu durum her iki taraf için de üzücü olabilir ve çocuğun sınır çizme ve çizilen sınırlara uyma konularında sorunları olabilir. İyi ve yeterli anne olmanın, tüm zamanını çocukla geçirmek olduğu şeklindeki yanlış inancınızdan vazgeçin.

-  Annelik konusunda iyi niyetli ve yeterli olduğunuza inanın.
-  Çocuğunuzu mutlu etmek için elinizden gelen her şeyi yapsanız bile, bazen çocuğunuz mutlu olmayabilir. Bu durum onun gereksinimlerini karşılayamadığınız, yetersiz olduğunuz anlamına gelmez, çocuğunuzun kişilik yapısı, yaşadığımız tüketici toplumun mutlulukları da çabuk tüketen yanı da mutluluğun yaşanmamasında veya hızla tüketilmesinde ciddi birer etkendir. Elinizden geleni yaptığınıza ilişkin duygu ve düşüncelerinizi çocuğunuzla paylaşın ve mutlu olmanın artık büyük ölçüde kendisine bağlı olduğunu söyleyin. Mutluluk, çocuk için bile olsa, verilen değil de kazanılan, çabayla elde edilen ve kişinin kendi yarattığı bir şeydir.

-  Ters giden bir günün sonunda kendinizi suçlamayın, ertesi güne yeniden başlayın.
- Son söz olarak da, çocuğunuzun size olduğu kadar sizin de arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle ve hatta kendinizle olmaya gereksiniminiz olduğunu hiç unutmayın, kendinizi ihmal etmeyin. Siz mutluysanız, çevrenize de bu ışığı yayabilirsiniz

3 Mart 2012 Cumartesi

yarasa kol bluz

Tatata taaaaa :)))

Eveeeett şimdide yarasa kol bluz çalışmam:)) Şu an için dikemedim sadece biçtim:)) Ama en kısa sürede bitirip sonuçlandırıcamm.. Yarasa kol çok beğendiğim bir model :)) Hem zengin bir görünümü var.Ayrıca doğumdan sonra biraz kilolu olan bayanlara yani tam bana göree))Yine başka bir bluzumu kullanarak direk kumaşın üzerine kaşıp çıkarttım ve biçtim..
Oğlumu uyuttuktan sonra sanırım gece 1 civarıydı bunu yaptığımda.İlk resim çok net çıkmamış ama burada başka bir bluzumdan direk olarak kumaşın üzerine sabunla çizdim. Sonrada ölçülerini tekrar gözden geçirip, kesitm.Kenarların iğleneyip  üstüme giydim.Gerçekten çok güzel duruyor.İnşallah yarın dikicem.Ozaman eklerim üstümdeki halini :))
Ben seviyorum bu bluzu yaa:)) Dikimi kolay, giymesi rahat :))
Tekrar slm arkadaşlar, uzun bir aradan sonra sonunda dikimiş halini ekleyebildim.
Yaka kısmına siyah saten kumaş aldım.Son işim onu dikmek olucak..:))

Yaka süsü2

Daha önceki yazımda yaka süsü yaptığımda ekleyeceğimi söyleiştim. Şimdili bir  çalışmam oldu ve huzurlarınızdaa:)))
Tabii burda diğer bluzlarımı üst üste koymuştum biraz karışık çıkmış resim:)) Bu danteli sonradan elimle dikerek yakaya ekledim..

şifon bluzlerimm:))

 Çizgili ve puantiyeli desenler bu sene çok moda.. Baharda ve yaz aylarında çok tercih edilen şifonlarda bu sene çok moda. Özellikle çalışan bayanların çok tercih ettiği bir bluz ve gömlek türü :)) Ben çok rahat ediyorum açıkçası. Düz dar bir etekle bayılıyorum :))
 Tarçın renginide bir çok mağazada görüyorumve çok beğeniyorum:))
 
 Kahve rengi ve açık krem puantiyeli bluzumm
 Bu siyah bluzuma sonradan dantel ekledim yaka süsü olarak onuda ekleyeceğim.
Tekrar slm arkadaşlarr :)))  1 haftadır yıllık izindeydim, oğlumla güzel bir hafta geçirdim:)) Ama malesef pazartesi iş başı ::(( Bu arada akşamları oğlumu uyuttuktan sonra bazı bluz çalışmalarım oldu :)) Bunların yayınlıyacağım şimdi :)) Umarım beğenirsiniz:)) Bluzlarımı burda dergisinin kalıplarından yararlanarak çıkarttım. Bu arada başka gömleklerimdende yararlandım..Kolları biraz düşük oldu ama yinede üzerimde güzel duruyor. Haftaya işe başladığımda tek tek giymeyi planlıyorum tabii İzmir'de havalar güzel olursaa:)) Ozamanda üzerimde çekilmiş birkaç resmimi eklerim:))
Çok basit bir dikim oldu ,sadeceoverlok için terziye götürdüm birde yakalakarını düzelttirdim:)) Çok acemiyim aslında.Herhangi bir kursa gitmedim. Sadece birkaç zorlu denemeden sonra bunları yapmaya başladım.Şimdilik basit modelleri yapıyorum ama ileride ....:)))

29 Mart 2012 Perşembe

Evde yapabileceğimiz saç modelleri

Çalışan hanımların evde yapabilceği, ve çokda zaman kaybetmeyeceği birkaç saç modeli. Şu an saçlarım kısa ama uzunken bende çok yapıyordum bu tarz modelleri. Tavsiyemdir :))))

Evde yapabileceğiniz Şık bir kaç saç modelleri, sadece bir kaç dakika da yapabileceğiniz bukleler, dalgalar, at kuyruğu stilleri örnekleri aşağıda olacaktır. Saçlarımızı bir kaç aksesuarla renklendirebiliriz. Genç kızlarımız için esinlenme kaynağı olacak stilleri basit ve evde yapılan modeller olarak belirledik. Püf noktası akılda kalıcı, parlak ve doğal görünümlü saç modelleri ne sahip olmaktır. Doğal görünüm için doğru tercih dağınık saç modelleri olarak görülebilir. Aşağıdaki örneğimizi incelediğimiz de şık ve karmaşık bir görünüm söz konusu, bir saç maşası yardımı ile saçlar hafif dalgalandırılmış daha sonra tepeden içeri doğru kıvırılmış uçlar bukle bukle yapılmış çok doğal çok çekici ve çok şık bir saç modelleri elde edilmiş

Diğer örneğe baktığımızda minik minik 2 tane örgü gizlenmiş. Açık düz saçlara yan tarafa ayrılmış iki adet saçların altına şık örgü modeli yapılmış farklı ve güzel bir görünüm yakalanmış. Zarif yüz çerçevesine sahip olanlar için daha iyi bir model çünkü bu model yüzü belirginleştiren bir stil olarak bilinmektedir. Evde kendinizin yapabileceğiniz bu stilin örgü kısımlarını boncukla süsleyebilirsiniz. Evde bunlara benzer olarak at kuyruğu modelleri yapabilirsiniz

Yukarıdaki örneklerde gördüğünüz sağdaki kabarık saç modeli ilginç ve şık olduğu kadar dikkat çekici bir modeldir. Diğer örnekte at kuyruğu ve saç aksesuarının beraber kullanıldığı bir modeli görüyoruz. Bildiğiniz klasik at kuyruğu modelini evde çok rahat 5 dakikada yapabilirsiniz. Saç aksesuarı ile süslemeniz daha iyi olacaktır. At kuyruğu modelinizi zevkinize göre ister bukleli, ister dalgalı da yapabilirsiniz. İnce siyah bir kurdaleyi saçınıza aksesuar olarak kullanmanız hem estetik bir görünüm kazandırır hemde saç modelinizde hile yapmanızda yardımcı olur. Aslında bu yıl doğal görünümlü saç modelleri m0da bu yüzden bu örnekler popüler ve kullanışlı duruma geliyor.

Mutlaka sizde deneyin :))

Saç renigimizi değiştirme zamanıı !!!!!

Arkadaşlar, bu yazıyı internette bir sayfada gördüm, aynen aktarıyorum.Umarım sizinde hoşunuza gidecektir.
Saç Renkleri- Kumral-Kestane
Ten Renginize Uygun Saç Renkleri
Pembemsi – Beyaza yakın bebeksi bir teniniz var ise, Kızıl ve tonlarından uzak durmalısınız, sizlere küllü sarı renkleri, kahve tonları, kumral ve kestane saç renkleri yakışmaktadır. Sizleri daha çekici ve etkiliyi göstermekle birlikte yüz hatlarını belirgin bir hale getirmektedir. Yüzünüze hafif bir makyajla daha da bebeksi bir tene sahip olmanız içten bile değildir.


Shakira
 Koyu renkli esmer bir teniniz var ise,
Bu tip tenli kişilere daha çok parlak sarı, platin sarı, bakır, light sarı saç renkleri daha çok yakışmaktadır. Loreal’in bu tene uygun bir çok saç renkleri bulunmaktadır.  2009 yılınında favori saç renkleri bu ten rengine uygundur. Ayrıca Ateş Kızılı, patlıcan moru gibi renklerde teninize uygundur. Kahve tonları da esmer tenliler için uygun olabilmektedir. Röfle ve gölge renkleri de önerilmektedir.
Saç RengiEğer beyaz tenli iseniz,
Sizlere en çok yakışacak renk, şüphesiz kahve tonları olup, koyu kahve, kumral, kestane nin yanı sıra altın sarısı sizlere çok yakışmaktadır. Ballı kızıl, ballı bisküvi, bal köpüğü gibi renkler sizleri çok etkiliyici yapmaktadır. Karamelin koyu tonları, ve siyah saç rengide sizlere uygundur. Bunların dışında kızıl tonları bal renkleri de beyaz tenliler için ideal saç renkleri olarak bilinmektedir.

Öneriler : -Esmer ve buğday tenli iseniz doğak kahveler, çikolata kahve ve bal köpüğü saç renkleri size uygun olabilmektedir.
- Esmer Tenli iseniz sarı saç rengi yerine kahve üzerine platin veya sarı röfle, gölge modellerini tercih etmelisiniz.
- Eğer beyaz tene sahip iseniz sarı saçlar sizlere göre, kızıl renkleri, bal tonları sizlere çok uygun olmaktadır.
- Platin balyaj istiyorsanız ten renginiz koyu olmalı, esmer ve buğday son derece uygundur. Bir çok aldığımız yorumda bu konu üzerinde durulmuştur.
- Beyaz tenli pembe yanaklara sahip iseniz size en uygun renk karamel olduğunu unutmayın.
- Ten renginize göre yapılan makyaj tonları saçlarınıza etki etmektedir. Makyaj tonlarınıza göre ten renginizi canlandırabilir ve donuklaştırabilirsiniz.

Doğal makyaj !..

Merhaba arkadaşlar,
Ben doğal makyaj yapanlardanım.Kısa sürede daha bakımlı ve canlı bir görünüm elde etmek için doğal makyajı tavsiye ediyorum. Bence kadınlar doğal makyajla daha hoş görünüyor.
Doğal görünümlü bir makyajı elde etmek zordur. Yüzünü iyi tanımanız gerekiyor.Doğru aydınlatma usta dokunuşlar ve çok özenli renk seçimlerini gerektirir.
Yüz hatlarınızı hafifçe belirlerken kusurlarınızı kapattığınız bu makyaj tüm makyajlarda olduğu gibi temizlenmiş ve nemlendirici sürülmüş cilt üzerine uygulanır.
Tercihinize göre pudra ya da fondöten, üzerine aydınlatıcı bir krem, nötr renklerde bir ruj ya da dudaklarınızı besleyip nemlendirecek bir dudak kremiyle tamamlanır.
Bu makyajı mükemmelleştirmek için gözleri ortaya çıkaran bir kapatıcı, aydınlatıcı bir göz farı, kirpikleri yoğunlaştıran bir maskara ve kirpikleri ayırmak için bir kirpik fırçası gerekiyor..
Yanaklarınızı soft tonlardaki pembe bir allıkla renlendirerek sağlıklı bir ışıltı yaratın.
Dudağınızada açık tonlarda parlatıcı kullanabilirsiniz..

26 Mart 2012 Pazartesi

Ege'nin vazgeçilmezi : Zeytinyağıı !!!


 Bir egeli olarak mutfağımdan eksiltmediğim en önemli besin kaynağım Zeytinyağı !!!
  Her derde deva olan zeytinyağının faydaları anlatmakla bitirilmiyor. Evimde ağırlıklı olarak zeyinyağı kullanırım.Katıyağ olarakda tereyağı. İkisi vazgeçilmezim. Sağlıklı bir hayat için şart bunlar bence.
  Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yaptığı kaydediliyor.
  Ayrıca kolestterolden diş çürüğüne, cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümü olarak nitelendiriliyor. Günümüzde hastalıkların çözümünde ilaçlı tedavilerden çok doğal yöntemleri tercih eden insanlar, zeytinyağının yeni meziyetlerini öğrendikçe, sofralarından eksik etmemeye çalışıyorlar.Bende bunlardan biriyim:))
Birçok araştırma, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Ancak zeytinyağının kalp ve damar sağlığımıza olumlu etkisi bununla sınırlı değil. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Zeytinyağı ayrıca yaşa bağlı hastalıkları engellemeye yardımcı olabilecek güçlü antioksidanlar da içerir. Diyetisyenler de tümüyle yağdan arındırılmış bir diyeti doğru bulmuyor. Bu nedenle kişinin günlük yağ miktarını belirleyip, tercihlerini zeytinyağından yana kullanmaları öneriliyor. Akdeniz mutfağının bu sağlıklı ve lezzetli yağı, yaşam süresine katkıda bulunuyor.
Zeytinyağı hipertansiyon gibi hastalıklara karşı etkili sonuçlar veriyor.      
Zeytinyağı ;
*A, D, E ve K vitaminleri açısından çok zengin içerikli.                

*Zeytin ve zeytinyağında hücre yenileyici ve yaşlanmayı geciktirici ‘’Oleuropein’’ maddesi bulunuyor. Bu madde başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkede kansere karşı yapılan ilaçlarda kullanılıyor.

*Zeytinyağını diğer bitkisel yağlardan ayıran en önemli özellik, oleik asit zenginliği. Bu asit özellikle meme kanserini tetikleyen (Her-2/ Neu) veya (ERB B-2) kötü genlerini durdurma özelliğine sahip.

*Sindirim sistemi hastalıklarına da zeytinyağı öneriliyor. Çünkü, bu yağ tamamen doymamış yağ asitleri içeriyor. Böylece bu asitler vücutta biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlıyor.

* Zeytinyağı en doğal kozmetik malzemesi.                      

*Zeytin egzamayı ve saçların dökülmesini önlüyor.            

*Banyodan sonra cilde zeytinyağı ile masaj yapılırsa hücrelerin yenilenmesi sağlanıyor

Oje desenleri..

Merhaba arkadaşlar,
Havaların ısınması ile biz bayanların malum manikür ve pedikür olayları arttıı :)) Bende ojeyi sürmeyi sevenlerdenim.. Genelde tek renk oje ve french kullanırım. Ama bazen deseli motifli ojeleri de tercih ederim. O anki ruh halime bağlı tabii birazda :)) Şimdi sizlere birkaç desen sunucam.Umarım beğenirsiniz..









Benim en çok kullandığım ve beğendiğim french üzerine yaptığım ufak desenler..

Eteklerimm :))

Selam arkadaşlar,

Kendim kalıbını çıkarak diktiğim düz dar eteklerimi sunuyorum :))

Kalıbını kendim çıkarttım. Daha önce internetten bir arkadaşımızın anlatımıyla, kendim düz bir kağıtta kalıp hazırladım.Birkaç deneemden sonra, bu düzgün etekleri dikmeyi başardım :))

21 Mart 2012 Çarşamba

Evde el ve ayak bakımı

Merhaba hanımlar,
Ben senelerdir kendimle uğraşmasını çok severim. Devamlı olarak evde denediğim ve yararlarını çok gördüğüm bazı formüllerim vardır.Kuaförlerde yaptırdığımız manikür ve pedikür haricinde , evimizde kendimizin yapacağı basit ve maliyet gerektirmeyen önerilerim olucaktır. Bunlardan bazıları ;

* Bir leğenin içine sıcak bir su koyup, tuz ilave ederim. Ve ayaklarımı 15-20 dakika bekletirim. Sonra biraz zeytinyağı ile ayaklarımı ovarım.Pamuklu çorabımı giyerim. Sabah kalktığımda ayaklarım ve özellikle topuklarım yumuşacıktır.
* Ellerim içinde bir kaba sıcak su koyarım ve içine susam yağı yda zeytinyağı koyarım, ellerimi bekletirim. Yumuşacık olur, ayrıca eldeki çatlamaları giderir.
* Ellerime kahvenin telvesini sürer ve 2-3 dakika beklerim sonra yıkarım.Ellerim hem yumuşak hem bembeyaz olurr.
* Devamlı oje sürdüğüm zaman tırnaklarım sararır. Limon sıkarım tırnaklarıma . Rengi açılır..
* Çok topuklu ayakkabı giyildiğinden ayak altlarında sertleşmler olur. Bunun içinde sertleşen bölüme, bir dilim limon kesip koyun ve sarın. Sabaha kadar öyle kalsın.Ertesi gün o kısmın çok çok yumuşadığını ve beyazlaştığını göreceksiniz. Pedikür yapan biri söylemişti bana, bir kere denedim gerçekten çok iyi. Sonradan o bölümü almıştı.Rahatlamıştım :))

19 Mart 2012 Pazartesi

Kadınlar neden tek elle araba kullanamaz??

Merhaba arkadaşlar,
Kadınlar neden tek elle araba kullanamaz ? Gerçi ben kullanıyorum ama :))  çevremde çok arkadaşım var kullanamayan ..Bana göre bu hep erkeklerden kaynaklanıyo :)) Nedenmii ?? Çünkü genelde evdeki büyükler, baba yada abii yada eşi öğretiyo araba kullanmayı.. Zaten direksiyonun başına geçince daha o anda başlıyo .. :)) Bağrınmalar, öfkelenmeler, salak denmeler, yok sen yapamazsın, yok öğrenemicen, manyakmısın yaaa bu gaz pedalı, napıyosun sennnn , nebiçimm araba kullanıyosunnn vss... :)))) Eminimki birçoğumuzun başına gelmiştir.. Benim başıma kısmende olsa geldi.. :))) Mesela ben ilk arabanın başına geçtiğimde babamın ilk cümlesi : " Kızım bak şimdi. Sirkde ayılara bile bisiklet kullanmasını öğretiyolar, yani bu araba neki. Sen benim kızımsan zaten kullanırsın çok rahat bu arabayııı !!! ":)) Şimdi nasıl kullanayım ben , neyabailirim.. Düşünün o anki psikolojimi.. En güzeli ders almak.Ben 4 gün ders aldım canavar gibi kullanmaya başladım walla :)) Üstelik tam 18 yaşımdaydım.. Çok şükür şimdi hertürlü kullanıyorummm :)) Ama bazı profesörler araştımışlar acaba neden bayanlar tek elle araba kullanamaz diye öyle bir kanıya varmışlar, kısmende olsa haklılar :))

Erkek otomobilini bir parçası gibi görüyor, kadınlar ise ayrı bir varlık olarak tanımlıyor !

Erkeklerin neden arabayı tek elle kullanırken, kadınların direksiyona iki elle yapıştığını araştıran uzmanlar ilginç sonuçlara ulaştı. Kadın ve erkeklerin otomobil kullanma alışkanlıklarını inceleyen Londra Üniversitesi psikologları, erkeklerin arabalarını kendilerinin bir parçası olarak gördüklerini, bu nedenle araba kullanırken kendilerini çok rahat hissettiklerini belirledi. Bu rahatlık da direksiyonu tek elle tutmalarına sebep oluyor. Erkekler ayrıca otomobilleriyle sohbet de ediyorlar.

Kadının dikkati otomobilde...

Kadınlarda ise durum tamamen farklı. Arabayı kendilerinden bağımsız bir başka varlık olarak görüyor. Bütün dikkatini onu kontrol etmeye odaklandıkları için direksiyonu çift elle tutmalarına sebep oluyor. Kadınların sırf bu yüzden araçlarına isim de verdikleri belirtildi. Araştırmayı yürüten Doktor Peter Marsh , “Erkekler ilişkileri hakkında konuşmaktan nefret ederler. Ancak otomobilleri ile olan ilişkileri çok farklı. Çünkü onu kendisi olarak tanımlıyorlar” diye konuştu.

16 Mart 2012 Cuma

Bugün cumaa :))))

Bu hafta sonu İzmir'de havalar iyice ısınacak.Ortalama sıcaklık ise 16 derece. Nekadar güzel dimi :))) Ne güzel bugün cummaa:))) İki gün evdeyim,Ben planlarımı şimdiden yaptım. Ya siizzz :)))

Alışveriş zamanı diyorum ve sizler için İzmirde indirim olacak tükkanların adreslerini bildiriyorum :))) Herkese iyi tatiller..
http://www.indirimfirsati.com/
http://www.avmindirim.com/
http://www.indirimgundemi.com/
http://www.firsatvitrini.com/

15 Mart 2012 Perşembe

Beyaz Gömlek Aşkına !!

Merhaba arkadaşlar,,
Ençok sevdiğimdir gömlekler.Hele birde beyazsa.. Kurtarıcımdır !! Herşekilde giyebilirim. Bir taytın üstüne, yada bir kot pantalonla..Yada dar bir eteğin üstüne.. Hertürlüsü güzel.. Muhakkak dolabınızda bulundurmanız gereken olmazsa olmazınız..

14 Mart 2012 Çarşamba

Doğal saç maskeleri !!

Merhaba hanımlar,
Evet sıradaki konumuz; bayanların vazgeçilmezi, olmazsa olmazıı yani SAÇLARI !!
Saçlarım, tüm ruh halimi, yaşam tarzımı, sevincimi , mutluluğumu, depresyonumu , kısacası herhalimi anlatır.. Dönem dönem uzatır, çoğu zaman çılgın modeller kestiririm. Şu andada zaten kısacık saçlarım.Yine kestirdim:)) Tabii şimdide napıyorumm tabikii uzatmaya çalışıyorum !!! :))Nasıl uzatacaksamm hemen...:)))  Senelerdir kendimce yaptığım saç maskelerim vardır. Birebir yararlandığım, güzel sonuçlar aldığım maskeler. Farklı markalarda çok kullandım, kuaförlerde satılan ürünlerdende çok kullandım ama nedense yağlar kadar kesinç sonuçlar alamadım.
** Aktarlarda satılan saç yağları gerçekten yararlı.20 çeşit yağdan oluşan bu karışımları;
* İlk hafta 2 günder bir sürüp,1-2 saat kadar bekletip yıkıyorum.
*2. hafta; haftada iki kere uyguluyorum.
*3. haftadan itibaren ise haftada bir kere uyguluyorum. Güzel sonuçlar alıyorum. 2-3 ay kadar bu şekilde devam ettiğim zaman gerçekten saçlarım hem daha hızlı uzuyor, hem canlanıyor ,telleri kalınlaşıyor, hem parlıyor.

** Saç diplerime zaman zaman sarımsak sürüyorum.Dökülen saçların tekrar çıkmasını hızlandırıyor. Birde kötü kokusu olmasa :))

** Eczanelerde satılan e vitamin kapsülleride iyi geliyor. 3 çeşit oluyor. Bunları ampul şeklinde alıyorum. ve şampuanımın içine 2 şer tane kırıyorum.İiy geliyor. Ayrıca arada 2 haftada birde ampulleri birer tane kırıp, saç diplerime uyguluyorum. Çok faydasını greceksiniz, eminim.

** Yarım avokado ile bir kaşık mayonezi karıştırıp, saçıma uyguluyorum.1-2 saat kadar bekletip, yıkıyorum. Saçlarımın kuvvetlenmesini ve parlamasını sağlıyor.

** Özellikle yazın denize gittiğimde ( Tabii Bir İzmirli olarak bana heryer deniz burada :)) ) bir şişem vardır. Ve devamlı saçlarıma zaytinyağı sürerim, hatta bütüm vücuduma. Bir yarım saat kadar öylece beklerim. Zaten denize girdiğimde deniz suyu hepsini alıp, götürüyor :)) Saçlarım yumuşacık olur ve denizden dolayı fazlada kırılmaz.

Evet hanımlar benim devamlı olarak uyguladığım, yaptıklarım bunlar. Umarım sizde faydalanırsınız bu bilgilerimden. Sizinde farklı yöntemleriniz varsa burada paylaşırsanız memnun olurum.. Herkese sevgiler..

11 Mart 2012 Pazar

Mutfağımızı nasıl yenileriz !!!

Eski mutfağımızda yapacağımız birkaç küçük değişiklik bize yepyeni bir mutfak kazandırabilir, nasılmı?
* Dolapların iskeletini bırakarak sadece kapaklarını yenilmek bize maliyeti azaltır.
* Eğer kapaklarını değiştirmek istemiyorsanız, yeni çıkan ahşap boyaları ile dolabınızı istediğiniz renge boyayabilirsiniz.Üstünüde cilalayabilir, yada vernikleyebilirisiniz.Bence harika olur.Bunu deneyen arkadaşlarım oldu çokda güzel oldu :))
* Dolap kapakların kulplarını değiştirebilirsiniz
* Beyaz eşyalarınız yıpranmış olabilir, yeni çıkan stiker ve etiketler bence harika.Mutfağa zanginlik katacaktır.
*Mutfağınızın duvarı fayans değil ise, farklı bir renge boyayabilir, stikerler yapıştırabilirsiniz.
* Perdenizi yenileyebilirsiniz.

Peki ben neler yaptım mutfağımda..?
Evimde değişiklik yapmayı seviyorum zamanım oldukça. Çalışan bir anne olduğum için genelde hep tasarlıyorum:)) Yapmak ise eşime kalıyor. Biraz oflayıp pofflasada ,aradana birkaç ay geçsede yapıyor :))))  3 senelik evliyim, bu nedenle mutfağım çok yeni.. Ama evlendikten sonra mutfakda bazı değişiklikler yaptım. Kulplarını değiştirdim, daha modern durdu..Mutfak duvarımın bir kısmını kağıt döşedim..Tablolar asdım. Perdemi yeniledim.Sticerkler yapıştırdım. Tabii bunların hepsini eşim yaptı :))) Daha sonra resimlerini yüklüycem... Umarım sizede bir nebze ilham kaynağı olmuşumdur...

9 Mart 2012 Cuma

Aşı Danışma Merkezi

Merhaba anneler,
AŞI DANIŞMA MERKEZİ
Danışmak lazım
Her yaşta bulaşıcı hastalıklara karşı aşılar ile korunabiliriz. Lütfen sizin ve ailenizin aşılarının tam olup olmadığını sorgulayın! Aşı ile ilgili konularda size doğru ve tarafsız bilgileri verebilecek bir merkezden yararlanın.
Bağışıklama ve Halk Sağlığı konularında ülkemizde referans kuruluş olma yolunda daima başarılı adımlar atan Sanofi Pasteur, 1997 yılında AŞI DANIŞMA MERKEZİ’ni hizmete sokarak geniş bir bilgi bankası oluşturdu ve o günden günümüze Halk Sağlığı’na sunduğu katkılarını arttırarak sürdürmeye devam etti.
Halkın ve sağlık çalışanlarının bilgilendirilmesinde çok önemli bir rolü üstlenen AŞI DANIŞMA MERKEZİ, 2001 Temmuz da var olan hizmetlerinden herkezin yaralanabilmesi amaçlayarak Türkiye’nin her yerinden ücretsiz ulaşılabilen 0 800 211 3331 telefon hattını uygulamya başladı. Bu ÜCRETSİZ telefon hattından Aşı Danışma Merkezi sorumlusuna hafta içi mesai saatleri dahilinde (08:30-17:30) direkt olarak ulaşılınabilip ve  sorulara anında veya en kısa sürede cevap alınabiliniyor.
Merkezimize iletilen soruların cevaplarının gerekirse literatür ile desteklenebileceği geniş bir kütüphane mevcut. Ayrıca Tıp Dünyası’nda yayınlanan aşılar hakkındaki tüm yeni araştırmalar ve veriler merkez tarafından yakından takip edilmektedir.
Halkımıza hizmette öncülük etmeyi bir görev olarak kabul eden AŞI DANIŞMA MERKEZİ, sadece Sanofi Pasteur ürünleri hakkında bilgi vermekle sınırlı kalmayıp, dünyada ve  Türkiye’deki mevcut aşılar hakkında tıbbi etikten ödün vermeden her türlü soruyu cevaplamaktadır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada önemli bir role sahip olan aşılar hakkında sorularınız için AŞI DANIŞMA MERKEZİ’ni arayabilir, aşılar hakkında bilgi edinmek isteyen kişilerle merkezin ücretsiz telefon numarasını paylaşabilirsiniz.

8 Mart 2012 Perşembe

Çalışan annelere..

Çocukla geçirilen zamanın süresi değil, kalitesi önemli !!
- Çocukla geçirilen sürenin uzunluğu değil, kalitesi önemli. Yani, gerçekten annenin evde kaldığı süre çocuğu ile birlikte, onunla oynayarak, ilgilenerek sağlıklı etkileşime girerek geçirilmiyorsa olumlu hanesine yazılabilecek bir puan kazandırmıyor annelere...
- Annenin çocuk ile birlikte geçirdiği süre arttıkça kalitesi azalıyor. Yani anne “bunalıyor”. Bu yüzden ev hanımları çocukları ile birlikte aynı mekanda olsalar da onlarla pek birlikte vakit geçirmeye katlanamıyorlar. Çalışan anneler ise genellikle çocukları ile “yeterince vakit geçiremedikleri”nden yakınıyorlar. Oysa bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, anne babası çalışan çocukların yüzde 85-90’ı böyle bir durumdan şikayetçi değil. Diğer bir ifade ile çalışan anne babaya sahip çocukları sadece yüzde 10-15’i anne babaları ile daha fazla vakit geçirmek istediğini söylüyo

Çocuğumuz büyürken onu tehlikelerden nasıl koruruz ?..

“YAŞAM ALANINI ÇOCUĞA GÖRE DÜZENLEMEK ÖNEMLİ!”Anne babalar bebekleri olana kadar alıştıkları düzende yaşarken, aileye yeni katılan bebeğe göre çevreyi yeniden düzenlemek çoğu zaman göz ardı edilir. Özellikle çocuk hareketlenip ayaklandığında çevrenin çocuğa uygun olarak yeniden düzenlenmesi çok önemlidir. Çocuk etrafı keşfetmek ister ve bu durum çocuğun gelişimi için son derece sağlıklı bir tepkidir. Çocuk ilk önce etrafını her şeyi ağzına alarak keşfeder. Motor gelişimi ile birlikte emeklemeye ve yürümeye de başladığında evin her köşesine merakla açıp bakmak ister.

Burada ailelere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Çocuk en az 3 yaşına gelene kadar tehlike yaratacak her şeyi ondan uzak bir yerde saklamak gerekir. 3 yaşına gelen çocuğa nelerin tehlikeli olabileceğini anlatabilirsiniz ve çocuk bunu anlayabilir. Alınması gereken önlemlerden belki de en önemlisi; sık karşılaştığımız ilaç, deterjan ya da tarım ilaçları gibi malzemelerin çocuk tarafından içilmesidir. Bunun için bu malzemeleri çocuğun ulaşamayacağı yerlere koymak gerekir. Elektrikli veya pilli aletlerin açma-kapama düğmelerinin sıkıca kapatılması; yüksek yerlere tırmanabileceği yerlere sandalye-sehpa koyulmaması; ayrıca keskin sayılabilecek aletlerin kapalı yerlerde tutulması; oyuncaklarda bile küçük yutabileceği oyuncak parçaları ya da kuruyemiş gibi yiyecekleri ortadan kaldırmak önemlidir.

Daha büyük çocuklara anlayabileceği şekilde yaptığı şeylerin sonuçlarını anlatmak ya da başına gelen bir olaydan sonra ders çıkarması çocuğun tehlikelerden uzak durmasını sağlar. Bazı çocuklar karıştırmaya yani keşfetmeye çok meraklı oldukları için her yere girmek ya da her şeyi ağzına götürmek isteyebilir. Bu durumda yasaklamak ya da cezalandırmak yerine güvenli olduğunu düşündüğünüz yerlerde sizin kontrolünüzde çocuğunuzun keşfetmesini destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzu göz ucuyla takip ederken tehlikeli bir davranışında müdahale etmek ve onu uyarmak daha doğrudur.

Bazen her şeyin ortadan kaldırılması, her yerin kapatılması çocuğun daha fazla merak etmesine sebep olurken, bazen de pasif kalma keşfetme davranışını olumsuz etkiler. Bunun için önce önlemlerimizi almalıyız, sonra da çocuğun anlayabileceği dilde ona yaptığı davranışın sonuçlarını anlatmalıyız. Böylece çok sık karşılaşılan ev kazalarından kaçınabilir ve çocuğumuzu tehlikelerden koruyabiliriz.”

Çalışan anne olmak yada olmamakk..

Özelikle anne olduktan sonra, devamlı olarak takip ettiğim belirli uzmanlar var. Sevgili psikiyatri uzmanı Özlem hanımın güzel bir yazısınız yayınlamak istiyorum. Gerçekten çok yararlı bilgiler...

ÇALIŞAN ANNENİN ZORLUKLARI!
Peki, çalışan anneleri bekleyen zorluklar nedir?
Bebek dünyaya geldikten sonra, anne işe başlayacağı dönemde çeşitli kaygılar yaşamaya başlar.

“Küçücük bebeğimi bırakıp işe gidiyorum, ona annelik yapamıyorum.”
“Ona yeterli zaman ayıramıyorum.”
“Acaba annem/kayınvalidem/ bakıcı çocuğa iyi bakıyorlar mı?”
“Beni özlüyor mudur?”
“Bebeğim duygusal veya fiziksel anlamda eksiklik yaşıyor mudur? İleride bunlar bebeğimde ruhsal sorunlara yol açar mı?”
“Beni eskisi kadar sever mi?”
“Onu bırakıp gittiğim için bana kızar mı?”
“İleride beni ilgisizlikle suçlar mı?”
“Keşke daha uzun bir süre çalışmayıp, onu ben büyütseydim?”

Bebeğe kimin bakacağı, iyi bakıp bakamayacağı oldukça gerçekçi bir kaygı olmakla birlikte, zaman zaman anneler durumu abartabilirler. Bakan kişinin güvenilir, bebeği seven, onun duygusal ve fiziksel gereksinimlerini karşılayabilecek kapasitede biri olması çok önemlidir. Özellikle çocukların yaşamlarının ilk üç yılında tek kişi tarafından bakım görmesi (bu kişinin ille de anne olması gerekmiyor!) ve bakan kişiyle sağlıklı duygusal bağlar kurması çocuğun ruhsal gelişimi açısından gereklidir. İlk üç yılda bakan kişinin aynı kişi olması önemli, ancak annenin işi gereği bebeğine bakamaması halinde, seçilecek uygun kişiyle de bu sorun çözümlenebilir. Anne iş dışı zamanlarda çocuğuyla kurduğu iletişim yoluyla çocuğa gerekli olan sevgi, şefkat, sıcaklık ve güveni verebilir. Bu üç yıllık dönemde bakacak kişiyi seçmek, elbette anne ve babanın üzerine düşen önemli bir sorumluluktur.

Üç yaşından sonra ise, çocukların sosyalleşebilmeleri açısından yuvalara verilmeleri daha sağlıklı bir seçim olarak karşımız açıkıyor. Fakat, bakım sorunu bir şekilde çözülse bile, yapılan çalışmalar annelerin annelik görevlerini layıkıyla yapamadıklarına ilişkin kaygılarının çok da azalmadığını gösteriyor. Çocuklarıyla geçirdikleri zamanı yetersiz bulan anneler kendilerini suçlu hissediyor, kötü anne olduklarını düşünüyorlar. Bu suçluluk duygusu kısmen toplum tarafından yüklenilen bir duygu olmakla birlikte, çoğu zamanda kadının ta içinden gelen bir duygu olarak ortaya çıkıyor. Kadın, kadın kimliğini taşımaya başladığı günden itibaren, anneliğin kutsal ve her şeyin -hatta kendisinin bile- üstünde bir görev olduğunu öğrendiğinden; bu rolü aksattığını, layıkıyla yerine getiremediğini düşünmesi ise, suçluluk duygularını yaratan en önemli nedenlerden.

SUÇLULUK KAYNAKLI HATALI DAVRANIŞLAR! Suçluluğun doğurduğu yanlış davranışlar ise şöyle sıralanabilir:
• Anne eve geldikten sonra tüm zamanının çocuğuyla geçirmeye çalışabilir.
• Anne çocuğunun her istediğini yapmaya çalışabilir.
• Çocuğuyla ilgili açıkları kapatmak, suçluluğunu telafi etmek için sürekli ona bir şeyler alabilir.

Araştırmalar, çalışan annelerin çocuklarının yaşadıkları sorunların annenin çalışmasıyla ilgili değil de; annenin kaygılarıyla, endişeleriyle ve bu kaygıyı gidermeye yönelik yaptıkları hatalı davranışlarla ilgili olduğunu gösteriyor. Yine bazı araştırmalar, çalışan annelerin evde oturan annelere göre çocuklarına daha az , ancak daha kaliteli zaman ayırabildiklerini belirtiyor. Çünkü bilinçli çalışan anneler çocuklarıyla geçirecekleri zamanı daha sitemli ve daha iyi kullanabilmekteler. Ayrıca annenin çalışıyor olması, çocukların daha bağımsız, ev içinde ve kendi yaşamlarına ait konularda daha fazla sorumluluk alan, özgüvenleri daha yüksek çocuklar  olmasını da sağlayor.

Aile içi sorumlulukların değişmesinin bir sonucu olarak, babalar da hem ev işlerine hem de çocuğa ait yapılacaklara daha fazla ilgi göstermek, daha katılımcı olmak durumunda. Yaşamın pek çok alanı artık anne ve baba tarafından paylaşılıyor. Baba ile çocuk arasındaki iletişim, bu yolla daha artmakta, bu durum babaların ve özellikle de çocukların yaşamına çeşitli artılar getirmekte…

Annenin çalışıyor olmasının aile ve çocuk üzerine bir diğer olumlu katkısı ise, annenin mesleki doyum sağlamak, sosyal bir yaşam sürdürebilmek yoluyla ruhsal açıdan kendini daha iyi hissetmesi yoluyla gerçekleşir. Mesleğini seven, işinde üretken olabilen kadın kendini daha mutlu hissedebilir ve bu mutluluk aile içi iletişimi olumlu yönde etkiler, çocuğuna daha kısa ancak daha nitelikli zaman ayırabilir, çocuğunun eğitimine daha fazla kaynak ayırabilir, sosyal çevresi daha geniş olabilir.

ANNENİN ÇALIŞMASININ GETİRDİĞİ OLUMSUZLUKLAR…
Elbette ki, annenin çalışıyor olmasının olumsuz yanları da var. Ancak bunlar çocuğu dolaylı olarak etkileyen olumsuzluklar. Annenin ev ve aile yaşamındaki sorumluluklarını çalışmadan önceki kadar iyi yerine getirmek istemesi  kadının yıpranmasına, bir imkansızı denediği için sonuçta kendini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine, yaptıklarından ve dolayısıyla kendinden memnun olamamasına neden olabiliyor. Ayrıca, bu karmaşanın arasında aksayan eşlik rolü anne baba arasında çatışmalara yol açabiliyor ve belki de pek dikkate alınmayan, ancak önemli bir kayıp daha yaşanır; annenin kendine ayıracak zamanı neredeyse hiç kalmaz.

Daha önce de sözünü ettiğimiz çocuğa karşı suçluluğa bağlı gelişebilen hatalı davranışlar -şımartma, her istediğini yapma/alma, aşırı tahammül, tüm zamanının ona ayırma vb.- anne çocuk ilişkisini olumsuz yönde etkileyebilir. Anne giderek öfkelenir, çocuk annesinin daha da fazla ilgisini çekmek için huzursuzluğunu arttırır. Her işe yetişmeye çalışmaktan ve yapamamaktan usanan anne, zamanı daha da kötü kullanmaya başlayıp giderek işlevsizleşebilir, evdeki diğer kişiler ve özellikle de çocuk bu durumdan oldukça olumsuz olarak etkilenebilir. Sonuçta da, çocuğunu kötü görmek, onu ve eşini üzdüğünü düşünmek annenin suçluluğunu ve değersizlik duygusunu daha da arttırır.

ÇALIŞAN ANNEYE YARDIMCI OLABİLECEK ÖNERİLER!
Öyleyse, çözüm ne, diyelim ve çalışan annelere üstlendikleri rollerle ve özellikle de çocuklarıyla ilişkilerinde yardımcı olabilecek önerilere şöyle bir göz atalım.
“ Çalışan anne klasik anne değildir.” 
“ Çalışan anne olmak yetersiz anne olmakla aynı şey değildir, yeter ki çocuklara kaliteli zaman ayırılabilsin” cümlelerini hiç akıldan çıkarmayarak işe başlayabiliriz.
- Önceliklerinizi belirleyin ve yapacaklarınızı öncelik sırasına göre dizin. Eve gittiğinizde çocuğunuzla mı zaman geçireceksiniz, kendinizle ilgili yapmanız gereken bir şeyler mi var? Hangisi daha öncelikli hangisi daha ihmal edilebilir? Elbetteki, bu öncelikler günden güne değişiklik gösterebilir, esnek olup yapacaklarınızı sıralarken, zamanın sınırsız sizin de biyonik kadın olduğunuz, şeklinde bir yanılgıya düşmemeye gayret edin.
- Her şeyin, her yaptığınızın mükemmel olması gerekmiyor. Bir şeyi mükemmel yapmak pek çok irili ufaklı, haz verebilecek veya gerekli şeyi ihmal etmek anlamına gelebilir.
- Çocuğunuzla geçireceğiniz zamanı onunla birlikte programlayın ve bu programa olabildiğince sadık kalmaya çalışın. Eve girdikten sonra çocuğunuz sizi sürekli kovalayıp ilginizi çekmeye çalışırsa, hem siz sıkılırsınız hem de o gerilir. Öncesinde çocuğunuzla anlaşıp ona ayıracağınız zamanı  söylerseniz o da sizi bekleyebilir, yeter ki sözünüzde durun ve ona ayırdığınız zamanda başka şeylerle ilgilenmeyin. Birlikte geçirilen zamanın içeriğini oluştururken, çocuğunuzun hakkı sizden biraz daha fazla olmalı. Ancak siz de çok istemediğiniz bir şeyi çocuğunuzun hatırı için -en azından sürekli olarak- yapmamaya çalışın, istemediğiniz bir şeyi yaparken daha çabuk sıkılır ve öfkelenibilirsiniz; bunu hisseden çocuk da huzursuzlanır ve ikinize ayrılan zaman verimsiz geçmiş olur. Oyun zamanında çocuğunuz başka şeylerle ilgilenir, zamanını boşa geçirirse; bunun sonucunda sizinle oynayamayacağını, çünkü zamanın dolmuş olduğunu ona söylemekten kaçınmayın. Çocuğunuz zamanını iyi kullanması gerektiğini bu şekilde öğrenecektir. Zaman dolduğunda oyunun bitmesi çocuğun sizinle olan hem birleşme hem de ayrışma gereksinimlerini karşılamış olacak, annesiyle ne zaman vakit geçireceğine dair kaygıları kaybolacaktır. Ayrıca, eve girdiğiniz andan itibaren çocukla ilgilenmenin ve bu sürenin sınırsız olmasının yaratacağı başka sıkıntılar da olabilir. Çocuk annenin tamamen kendisine ait olduğunu düşünür ve tüm gereksinimlerini onun  üzerinden karşılamaya çalışır. Annesiyle arasındaki sınırı algılayamadığından sürekli sınırı tanımlamaya çalışır ve denemeler yapar. Bu durum her iki taraf için de üzücü olabilir ve çocuğun sınır çizme ve çizilen sınırlara uyma konularında sorunları olabilir. İyi ve yeterli anne olmanın, tüm zamanını çocukla geçirmek olduğu şeklindeki yanlış inancınızdan vazgeçin.

-  Annelik konusunda iyi niyetli ve yeterli olduğunuza inanın.
-  Çocuğunuzu mutlu etmek için elinizden gelen her şeyi yapsanız bile, bazen çocuğunuz mutlu olmayabilir. Bu durum onun gereksinimlerini karşılayamadığınız, yetersiz olduğunuz anlamına gelmez, çocuğunuzun kişilik yapısı, yaşadığımız tüketici toplumun mutlulukları da çabuk tüketen yanı da mutluluğun yaşanmamasında veya hızla tüketilmesinde ciddi birer etkendir. Elinizden geleni yaptığınıza ilişkin duygu ve düşüncelerinizi çocuğunuzla paylaşın ve mutlu olmanın artık büyük ölçüde kendisine bağlı olduğunu söyleyin. Mutluluk, çocuk için bile olsa, verilen değil de kazanılan, çabayla elde edilen ve kişinin kendi yarattığı bir şeydir.

-  Ters giden bir günün sonunda kendinizi suçlamayın, ertesi güne yeniden başlayın.
- Son söz olarak da, çocuğunuzun size olduğu kadar sizin de arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle ve hatta kendinizle olmaya gereksiniminiz olduğunu hiç unutmayın, kendinizi ihmal etmeyin. Siz mutluysanız, çevrenize de bu ışığı yayabilirsiniz

3 Mart 2012 Cumartesi

yarasa kol bluz

Tatata taaaaa :)))

Eveeeett şimdide yarasa kol bluz çalışmam:)) Şu an için dikemedim sadece biçtim:)) Ama en kısa sürede bitirip sonuçlandırıcamm.. Yarasa kol çok beğendiğim bir model :)) Hem zengin bir görünümü var.Ayrıca doğumdan sonra biraz kilolu olan bayanlara yani tam bana göree))Yine başka bir bluzumu kullanarak direk kumaşın üzerine kaşıp çıkarttım ve biçtim..
Oğlumu uyuttuktan sonra sanırım gece 1 civarıydı bunu yaptığımda.İlk resim çok net çıkmamış ama burada başka bir bluzumdan direk olarak kumaşın üzerine sabunla çizdim. Sonrada ölçülerini tekrar gözden geçirip, kesitm.Kenarların iğleneyip  üstüme giydim.Gerçekten çok güzel duruyor.İnşallah yarın dikicem.Ozaman eklerim üstümdeki halini :))
Ben seviyorum bu bluzu yaa:)) Dikimi kolay, giymesi rahat :))
Tekrar slm arkadaşlar, uzun bir aradan sonra sonunda dikimiş halini ekleyebildim.
Yaka kısmına siyah saten kumaş aldım.Son işim onu dikmek olucak..:))

Yaka süsü2

Daha önceki yazımda yaka süsü yaptığımda ekleyeceğimi söyleiştim. Şimdili bir  çalışmam oldu ve huzurlarınızdaa:)))
Tabii burda diğer bluzlarımı üst üste koymuştum biraz karışık çıkmış resim:)) Bu danteli sonradan elimle dikerek yakaya ekledim..

şifon bluzlerimm:))

 Çizgili ve puantiyeli desenler bu sene çok moda.. Baharda ve yaz aylarında çok tercih edilen şifonlarda bu sene çok moda. Özellikle çalışan bayanların çok tercih ettiği bir bluz ve gömlek türü :)) Ben çok rahat ediyorum açıkçası. Düz dar bir etekle bayılıyorum :))
 Tarçın renginide bir çok mağazada görüyorumve çok beğeniyorum:))
 
 Kahve rengi ve açık krem puantiyeli bluzumm
 Bu siyah bluzuma sonradan dantel ekledim yaka süsü olarak onuda ekleyeceğim.
Tekrar slm arkadaşlarr :)))  1 haftadır yıllık izindeydim, oğlumla güzel bir hafta geçirdim:)) Ama malesef pazartesi iş başı ::(( Bu arada akşamları oğlumu uyuttuktan sonra bazı bluz çalışmalarım oldu :)) Bunların yayınlıyacağım şimdi :)) Umarım beğenirsiniz:)) Bluzlarımı burda dergisinin kalıplarından yararlanarak çıkarttım. Bu arada başka gömleklerimdende yararlandım..Kolları biraz düşük oldu ama yinede üzerimde güzel duruyor. Haftaya işe başladığımda tek tek giymeyi planlıyorum tabii İzmir'de havalar güzel olursaa:)) Ozamanda üzerimde çekilmiş birkaç resmimi eklerim:))
Çok basit bir dikim oldu ,sadeceoverlok için terziye götürdüm birde yakalakarını düzelttirdim:)) Çok acemiyim aslında.Herhangi bir kursa gitmedim. Sadece birkaç zorlu denemeden sonra bunları yapmaya başladım.Şimdilik basit modelleri yapıyorum ama ileride ....:)))

Moda, Dikiş, Tasarım, Hayallerim