26 Nisan 2012 Perşembe

saten bluz :))

Merhaba arkadaşlar,

Amma çookk bluz diktim :)) Bu sene puantiyeler çok moda olduğu için, çoğu bluzum da bu ayrıntılardan var:)) Saten bir kumaş almıştım. Büyük puantiyeli. Uzun zamandır napayım derken, sonunda bluz yapmaya karar verdim. Resimlerden görüleceği üzere; başka bir badynin üzerinden kendimce kalıp çıkardım.:))
Bir not düşmek isterimki; kendi ölçülüerimi alıp bluzumun bel  genişliğini ona göre ayarlıyorum. Çünkü kumaşım saten olduğu için esnemiyor. Bluzunuz istediğini kadar üzerinizdeki büyük olsun, kolayı var. Hertürlü daraltabilirsiniz. Ama dar kesilmiş bir kumaşı tekrar büyütmek malesefki olmuyor, olsada ben yapamıyorum :)) Yaz eldiği için, kolarını  kısa yaptım. Size kalmış, askılıda yapabilirsiniz, uzun kolda yapabilirsiniz..

Bir haftadır dikmeyi bekliyor, umarım bu hafta diker ve giyerim :))

Şifon bluz ve etek kombinim:))

Merhaba arkadaşlar,


Kışın dikmiş olduğım şifon bluz ve eteği , havaların ısınması ile birlikte kombinleyip giyiyorum.Umarım beğenirsiniz :))

24 Nisan 2012 Salı

Çocuğum 2 yaşına basıyor !!!

Merhaba arkadaşlar,
Her anne gibi bende oğlum büyüdükçe onun için daha çok kaygılanıyorum.Her hareketine bir anlam bağlamaya çalışıyorum.
İtiraf etmeliyimki, bazen zorlanıyorum..
Oğlumun her dönemi için araştırma yapıyorum kendimce.. Oğlum mayıs sonu iki yaşına basıcak.( Allah nasip ederse ).Huyları değişti birkaç gündür, inatçılaştı,herşeye ağlamaya başladı, huzursuzluk yapmaya
başladı:(((  Bu nedenle biraz araştırdım, elimde bir çok kaynak , kitap var. Doktorunada danıştım tabiki.. Sonuç olarak : 2 yaş sendromu !!..
Bununla ilgili bilgi aktarıcam sizlere,umarım yardımcı olurum ..

2 yaş sendromu ; bazı kaynaklarda erken ya da birincil ergenlik, çocukluk dönemi negavitizmi olarak da geçiyor. Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!

Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma - ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.
Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz , içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne - baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Cildiniz Genç Kalsın !!!


Yaşlanma etkilerini geciktirmek ve cildinizin gençliğini korumak sizin elinizde. Peki, yapmanız gerekenleri biliyor musunuz?
Cildinizin kurumasına neden olan sabun yerine cilt tipinize uygun yüz temizleme sütü veya sıvı temizleme jelleri kullanabilirsiniz. Temizlik sonrası tonik kullanarak açılan gözenekleri tekrar sıkılaştıracak ve nemlendirici için hazır hale getireceksiniz. Sabah ve gece cilt tipinize uygun nemlendirici sürerek günlük bakımınızı tamamlamış olacaksınız.
Haftada bir defa cildinizdeki ölü hücreleri ve siyah noktaları temizlemek için peeling yapmalısınız. Böylece cildinizin nefes almasını sağlar ve genç kalmasına yardımcı olursunuz.
Güneşin zararlı etkilerinden yüzünüzü korunmak için mutlaka güneş kremi kullanın. Yaz-kış ayrımı yapmadan, nemlendiricinizi sürdükten sonra güneşten koruyucu krem sürmeyi alışkanlık haline getirin. Cildin yaşlanmasında en etkili nedenin ultraviole ışınları olduğunu unutmayın
Cildinizin nefes alması çok önemli; bu nedenle kullandığınız makyaj ürünlerinde mümkün olduğunca cildinizin nefes almasına izin verecek doğal ürünler tercih etmeye çalışın. Akşamları ise cildinizi temizlemeden asla yatmayın.
Antioksidan hücre yıkımını yavaşlattığından cildinizin genç kalması için antioksidan içeren sebze ve meyve tüketmeye özen göstermelisiniz. Yeşil çay, brokoli, karnabahar, sarımsak, domates, ceviz, badem, kivi, çilek, kuşburnu bol miktarda antioksidan içeren besinlerdir.
Gün içinde en az 8 bardak su içmeyi unutmayın..

18 Nisan 2012 Çarşamba

Son dönemlerin trendi : SOKAK MODASI !!





Street Fashion yani Sokak Modası !!


Evett şimdi sizlere son dönemlerin trendinden bahsedicem. Nedir peki bu ? Nerden gelişti bu iki cümle..??.

Street fashion" dediğiniz google size japonya sitelerini sunuyor ! japonyanın moda anlayışı özellikle street fashion konusunda 1. olduğu bir gerçek ki bu italya veya paris gibi dünya modasından çok farklı bir moda anlayışı var. garip bir örnek gibi olacak ama sokak modasında bir elbise -0- dan yaratılmaz daha doğrusu farklı markaların sizin bedeninize gör güzel oturan ebiselerinin konbinasyonlarından ortaya çıkan karma bir moda anlayışıdır.Street fashion da ise tüm giysiler bir noktada bir biriyle bağımsızdır yani her elbise sanki aksesuar gibi görünürki " en önemli giysiniz cildiniz " diyen bir reklam slagonu vardır. :)! İşte mesaj bu.
Fakat burada unutulmaması gereken bazı noktalar varki özellikle bu moda kültürü japonyadan çıkmıştır.
Bir dönem batılaşma kültürü ağır basmış ve bir çok jp bayan avrupalı gibi görüne bilmek için
çekik gözlü görünmemek için estetik ameliyat yaptırmıştır.
Ama sonuç olarak bu bir noktadan sonra toplumsal psikolojik dirençler nedeniyle anti tepkiler oluştururki
jplar bu konuda farklı olduklarının farkına varmışlar .

Jplar fiziki olarak avrupalılardan daha genç ve dinç gösterdiklerini fark ederek gençlik ve dinamik bir imaj uyandırdığı için bu özeliklerini ön plana çıkarma çabaları içerisine girmiş olacaklarki " street fashion " jp çıkmasının haklı gerekçesidir. Tabi zaman içerisinde bu kavram diğer ülkelerdede kabul görmüş
40' ından bile gencim diyebilen insanlar benimsemiştir.

Modanın her zaman asi bir tarafı vardır. Bazen kendi kendini eleştirecek kadar. aslında kendini değilde toplumda klasik giyinen kesimi eleştirir.Çünkü sen istediğin gibi var olamıyorsun çünkü senin seçim hakkını kullanamıyorsun gibisinde bir imajıda olduğu bir gerçek Sokak modası; insanların günlük yaşantıları içinde bulundukları durumun moda penceresinden nasıl görüldüğüdür..

16 Nisan 2012 Pazartesi

Kemik Suyuna Çorba !!


Merhaba hanımlar,,
Oğlum , mayıs sonu 2 yaşına girecek kısmetsee :)) Bir yaşından beri çorbalarına devamlı kemik suyu koyarım.. İlk önce annemin, sonrada doktorumuzun tavsiyesidir.. Bende bir çok ann gibi devamlı olarak internette araştırdım. Gerçekten ne kadar etkili, besin değeri nedir diye..Kafa karıştıran birçok bilgi var.Doğruluğu ise tartışılır..Ama ben şahsen gözlemlediğim ve bir senedir devamlı denediğim için paylaşmak istedim sizinle.
Kasabımızda zaten alıştığı için, iki haftada bir kemiklerimizi ayırıyor. Ya düdüklü tencerede yada başka bir çelik tencerede kemikleri ortalama 30-40 dk. arası kaynatıyorum. Sonra kemiklerin üzerindeki ince etleri alıyorum, ilikler varsa çıkarıyorum ve suyuna katıyorum. Genelde üç şişe çıkarıyorum.Bir şişesine buzdolabına, bir şişesini donmak üzere buzluğa ve bir şişesinide anneme gönderiyorum. Oğluma annem baktığı için genelde yemeklerinide annem yapıyor. Bende evde akşamları ve hafta sonları çorbalarına ve yemeklerine katıyorum. Gerçekten faydası çok. Kasiyum ihtiacının yarısını burdan karşılıyor. Dİğer yarsını ise malum süt ve süt ürünlerinden. Tanıdığım diğer çocuklara göre bünyesi daha sağlam, daha güçlü.
Aynı şekilde tavuğuda yapıyorum ara ara. Tavuk suyunuda haşlayıp, saklıyorum. Ve pilavlarıma koyuyorum. Tadı zaten tartışılamaz :))  Tavuk ve et bulyonu kullanmayı, özellikle oğlumun çorbalarına koymayı istemiyorum!! Benim size nacizhanee tavsiyemdir !!! Denedim, faydasını gördüm.. Lütfen sizde deneyin :)))

Enginar Dolması ...


Ege'li olduğumuz için enginarın ayrı bir yeri vardır hayatımızda.. İzmir'li olduğumu herfırsatta dile getiriyorum ama napiimm:)) İzmirli olmak ayrıcalıktır işte :))
Şu sıralar enginarın tam mevsimi. İki haftadır pazarlarda görebiliyoruz. 2 aylık bir süremiz var enginar için. Enginar sevenler için dolmasının  tarfini vericem şimdi.
Öncelikle bir kaba su dolduruyorum. İçine bir kaşık kadar un ve biraz limon sıkıyorum. Enginarın ayıklanması biraz zaman alıyor. En dış yapraklarını 2-3 kat koparıyorum. İçlere doğru daha tazecik yapraklar kalıyor. Bunu zaten anlıyosunuz, yaprakların rengi açık kalıyor diğerlerine göre.. Sonra enginarın en baş kısmını kesiyoruz ve içini bir kaşık yardımı ile alıyoruz. İçinde tüyleri çıkarıp ortasını temizliyoruz. Ben normal dolma içi hazırlıyorum. Ve onları dolduruyorum. Tencereye dizdikten sonra üzerine çok az limon sıkıyorum. ve bir tabak kapatıyorum.Enginarların yarısına gelecek şekilde  su koyuyorum.Ortalama 45-50 dk. gibi bir sürede pişiyor.. Çokda güzel oluyor :))
Şimdiden herkese afiyet olsun...

11 Nisan 2012 Çarşamba

Dantelli Etek !!!


Modanın son gözdelerinden; Dantel !!
Dantel ve güpür sevenlerdenim bende.. Dantelli etek dikimi ile ilgili bilgi aktarıcam. Benimde takip ettiğim bloglardan birinde dantelli etek dikim aşamalarını anlatmış.Çok faydalanacağınıza eminim.

Eteğin yapım aşamalarını buradan http://elleapparel.blogspot.com/2010/11/lace-for-days-skirt.html takip edebilirsiniz. Buradaki dantelleri ayrı ayrı dikmiş. Siz komple bir dantel parçasıda üzerine ekleyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. Mor renkli bir dantelli etek diktim kendime. Belinide lastikli yaptımm. Gerçektende harika durdu. Resimleri pek net çıkmamış ama yinede görmenizi istedim.

Yeni sezonun olmazsa olmazı : Dolgu Topuklar !!!

Merhaba hanımlar,



Her kadın gibi bende yüksek topuklu ayakkabıları severim. Eskiden ince topuklu ayakkabılar kullanırdım.Lakin araba kullanmayıda zorlaştırdığı için ( daha doğrusu ben kullanamadığım için :D ) yanıma bir çiftte düz ayakkabı alırdım. Arabayı öyle kullanır park ettikten sonra tekrar ayakkabı değiştirirdim. Ne zor işdi yaa :))) 
Daha sonraları dolgu topukları keşfettim.Ve rahatladım:)) Eskiden çokda fazla seçenek yokdu ama şimdilerde son yılların son gözdesi dolgu topuklar !!!  Binbir çeşit farklı tasarımıyla biz bayanların ilk tercihi oldu diyebilirim.Uzun süredir ayakkabı seçimlerimi yaparken illaki dolgu topuklu olsun isterim..:)) Bu sezonda da zaten dolgu topuklar çok moda. Şimdi sizlere birkaç farklı model sunucam. Umarım beğenirsiniz..










2 Nisan 2012 Pazartesi

Hastasıyız !!! Hemde ailecek !!!! Ayhan Sicimoğlu!!



Ayhan Sicimoğlu !!!
Hastasıyız biz... Ben, eşim ve iki yaşındaki oğlumm.. Oğlum bile onu gördüğü zaman tv nin önüne oturup, izliyor.. Nasıl oldu anlamadım ama merakla onu bekler olduk ... Bir hafta izlemedikmi ,birşey kaybetmişiz gibi oluyor. Bu kadar dolu bir insanı ekranlarda görmek zor gerçekten. Bu nedenle sevgili Ayhan beyi araştırdım biraz.. Benim gibi sizde seviyorsanız ve izlerken keyif alıyorsanız buyruunn :))
Ayhan Sicimoğlu kimdir !!..

Parmaklarınız ile bileğinizi tutun…. İşte nabzınız ve içimizdeki ritm! “Ritm yoksa zaman yoktur, zaman yoksa zaten hiçbir şey yoktur…” Bunu Ayhan Sicimoğlu’na yıllar evvel Afrikalı bir “Master Drummer” söylemişti. Ritm, zaman, ahenk, kalp atışımız, yaşam… İşte bu zincir yıllar evvelden kendisini ritme bağladı.
İşte karşınızda Ayhan Sicimoğlu! Kolej yıllarından Tarsus Amerikan’ın sıkı davulcusu. Ritm, onu üniversite yıllarında İngiltere’de Miguel Serigides’e ve sonraları Londra’nın meşhur “White Funk” grubu ‘Kokomo” ile beraber çalmaya kadar götürdü. White Funk tecrübesi sonrası Türkiye’de şimdiki Mazhar Fuat Özkan ile beraber kurduğu “İpucu” grubunda “Heyecanlı” adlı parçasını yaptı.
Daha sonra, İtalya’da tanınmış davulcu Toni Esposito’dan aldığı bir teklif kendisini Roma’ya sürükledi ve iki sene “La Banda del Sole”, Bennato ve Pino Daniele beraber çalıştı. Müzik, yakasını 7 sene New York’ta da bırakmadı ve latin klüplerin, radyoların müdavimi oldu. Hatta downtown’da tanınmış hoca Johny Rodriguez Senior Workshop’ına katıldı ve bu sayede latin çevrelerde bir hayli dolaştı.
Boston’da Berklee School of Music World Percussion ve Kuzey California Humboltd State Üniversitesi’nde "Explorations in Afro-Cuban Dance and Percussion"a katıldı. İstanbul’da ise "Afro-Cuban Percussion Workshop" ile eğitmenlik yapmaktadır. Profosyonel grubu Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars ile performanslara devam ediyor.
5 sene evvel Türkiye dönüşü Açık Radyo’nun matrak programı “Satmayan Plaklar” programına misafir olarak katılması kendisine radyoculuk kapılarını açtı. Ardından aynı radyoda “Latin Lover” ve Radyo Oxi-gen’de “LATINO TIME” programlarını yapmaya başladı.
Eylül 2006’da Doublemoon’dan çıkardığı ve “Koleksiyoncu Albümü” olarak nitelendirdiği “Friends&Family” albümünde Kolombiyalı Rodrigo Rodriguez, Kübalı trompetçi Amik Abdel Guerra Ling Long; Perulu Cesar Correa, Fahir Atakoğlu, Aydın Esen, Özkan Uğur, Uğur Yücel, Mirkelam ve kızı soprano Ayşe Sicimoğlu ile çalıştı. Ünlü DJ Claude Challe albümü “muhteşem bir latin füzyon” olarak nitelendirdi.



Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/muzik-tr/17637-ayhan-sicimoglu-ayhan-sicimoglu-kimdir-ayhan-sicimoglu-hakkinda.html#ixzz1qsfIwWDj

26 Nisan 2012 Perşembe

saten bluz :))

Merhaba arkadaşlar,

Amma çookk bluz diktim :)) Bu sene puantiyeler çok moda olduğu için, çoğu bluzum da bu ayrıntılardan var:)) Saten bir kumaş almıştım. Büyük puantiyeli. Uzun zamandır napayım derken, sonunda bluz yapmaya karar verdim. Resimlerden görüleceği üzere; başka bir badynin üzerinden kendimce kalıp çıkardım.:))
Bir not düşmek isterimki; kendi ölçülüerimi alıp bluzumun bel  genişliğini ona göre ayarlıyorum. Çünkü kumaşım saten olduğu için esnemiyor. Bluzunuz istediğini kadar üzerinizdeki büyük olsun, kolayı var. Hertürlü daraltabilirsiniz. Ama dar kesilmiş bir kumaşı tekrar büyütmek malesefki olmuyor, olsada ben yapamıyorum :)) Yaz eldiği için, kolarını  kısa yaptım. Size kalmış, askılıda yapabilirsiniz, uzun kolda yapabilirsiniz..

Bir haftadır dikmeyi bekliyor, umarım bu hafta diker ve giyerim :))

Şifon bluz ve etek kombinim:))

Merhaba arkadaşlar,


Kışın dikmiş olduğım şifon bluz ve eteği , havaların ısınması ile birlikte kombinleyip giyiyorum.Umarım beğenirsiniz :))

24 Nisan 2012 Salı

Çocuğum 2 yaşına basıyor !!!

Merhaba arkadaşlar,
Her anne gibi bende oğlum büyüdükçe onun için daha çok kaygılanıyorum.Her hareketine bir anlam bağlamaya çalışıyorum.
İtiraf etmeliyimki, bazen zorlanıyorum..
Oğlumun her dönemi için araştırma yapıyorum kendimce.. Oğlum mayıs sonu iki yaşına basıcak.( Allah nasip ederse ).Huyları değişti birkaç gündür, inatçılaştı,herşeye ağlamaya başladı, huzursuzluk yapmaya
başladı:(((  Bu nedenle biraz araştırdım, elimde bir çok kaynak , kitap var. Doktorunada danıştım tabiki.. Sonuç olarak : 2 yaş sendromu !!..
Bununla ilgili bilgi aktarıcam sizlere,umarım yardımcı olurum ..

2 yaş sendromu ; bazı kaynaklarda erken ya da birincil ergenlik, çocukluk dönemi negavitizmi olarak da geçiyor. Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!

Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma - ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.
Bu dönemde çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride kendine güvensiz , içe dönük kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın, koşsun,hoplasın, zıplasın, güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne - baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi) Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi alanlarını keşfedin eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk , bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Cildiniz Genç Kalsın !!!


Yaşlanma etkilerini geciktirmek ve cildinizin gençliğini korumak sizin elinizde. Peki, yapmanız gerekenleri biliyor musunuz?
Cildinizin kurumasına neden olan sabun yerine cilt tipinize uygun yüz temizleme sütü veya sıvı temizleme jelleri kullanabilirsiniz. Temizlik sonrası tonik kullanarak açılan gözenekleri tekrar sıkılaştıracak ve nemlendirici için hazır hale getireceksiniz. Sabah ve gece cilt tipinize uygun nemlendirici sürerek günlük bakımınızı tamamlamış olacaksınız.
Haftada bir defa cildinizdeki ölü hücreleri ve siyah noktaları temizlemek için peeling yapmalısınız. Böylece cildinizin nefes almasını sağlar ve genç kalmasına yardımcı olursunuz.
Güneşin zararlı etkilerinden yüzünüzü korunmak için mutlaka güneş kremi kullanın. Yaz-kış ayrımı yapmadan, nemlendiricinizi sürdükten sonra güneşten koruyucu krem sürmeyi alışkanlık haline getirin. Cildin yaşlanmasında en etkili nedenin ultraviole ışınları olduğunu unutmayın
Cildinizin nefes alması çok önemli; bu nedenle kullandığınız makyaj ürünlerinde mümkün olduğunca cildinizin nefes almasına izin verecek doğal ürünler tercih etmeye çalışın. Akşamları ise cildinizi temizlemeden asla yatmayın.
Antioksidan hücre yıkımını yavaşlattığından cildinizin genç kalması için antioksidan içeren sebze ve meyve tüketmeye özen göstermelisiniz. Yeşil çay, brokoli, karnabahar, sarımsak, domates, ceviz, badem, kivi, çilek, kuşburnu bol miktarda antioksidan içeren besinlerdir.
Gün içinde en az 8 bardak su içmeyi unutmayın..

18 Nisan 2012 Çarşamba

Son dönemlerin trendi : SOKAK MODASI !!





Street Fashion yani Sokak Modası !!


Evett şimdi sizlere son dönemlerin trendinden bahsedicem. Nedir peki bu ? Nerden gelişti bu iki cümle..??.

Street fashion" dediğiniz google size japonya sitelerini sunuyor ! japonyanın moda anlayışı özellikle street fashion konusunda 1. olduğu bir gerçek ki bu italya veya paris gibi dünya modasından çok farklı bir moda anlayışı var. garip bir örnek gibi olacak ama sokak modasında bir elbise -0- dan yaratılmaz daha doğrusu farklı markaların sizin bedeninize gör güzel oturan ebiselerinin konbinasyonlarından ortaya çıkan karma bir moda anlayışıdır.Street fashion da ise tüm giysiler bir noktada bir biriyle bağımsızdır yani her elbise sanki aksesuar gibi görünürki " en önemli giysiniz cildiniz " diyen bir reklam slagonu vardır. :)! İşte mesaj bu.
Fakat burada unutulmaması gereken bazı noktalar varki özellikle bu moda kültürü japonyadan çıkmıştır.
Bir dönem batılaşma kültürü ağır basmış ve bir çok jp bayan avrupalı gibi görüne bilmek için
çekik gözlü görünmemek için estetik ameliyat yaptırmıştır.
Ama sonuç olarak bu bir noktadan sonra toplumsal psikolojik dirençler nedeniyle anti tepkiler oluştururki
jplar bu konuda farklı olduklarının farkına varmışlar .

Jplar fiziki olarak avrupalılardan daha genç ve dinç gösterdiklerini fark ederek gençlik ve dinamik bir imaj uyandırdığı için bu özeliklerini ön plana çıkarma çabaları içerisine girmiş olacaklarki " street fashion " jp çıkmasının haklı gerekçesidir. Tabi zaman içerisinde bu kavram diğer ülkelerdede kabul görmüş
40' ından bile gencim diyebilen insanlar benimsemiştir.

Modanın her zaman asi bir tarafı vardır. Bazen kendi kendini eleştirecek kadar. aslında kendini değilde toplumda klasik giyinen kesimi eleştirir.Çünkü sen istediğin gibi var olamıyorsun çünkü senin seçim hakkını kullanamıyorsun gibisinde bir imajıda olduğu bir gerçek Sokak modası; insanların günlük yaşantıları içinde bulundukları durumun moda penceresinden nasıl görüldüğüdür..

16 Nisan 2012 Pazartesi

Kemik Suyuna Çorba !!


Merhaba hanımlar,,
Oğlum , mayıs sonu 2 yaşına girecek kısmetsee :)) Bir yaşından beri çorbalarına devamlı kemik suyu koyarım.. İlk önce annemin, sonrada doktorumuzun tavsiyesidir.. Bende bir çok ann gibi devamlı olarak internette araştırdım. Gerçekten ne kadar etkili, besin değeri nedir diye..Kafa karıştıran birçok bilgi var.Doğruluğu ise tartışılır..Ama ben şahsen gözlemlediğim ve bir senedir devamlı denediğim için paylaşmak istedim sizinle.
Kasabımızda zaten alıştığı için, iki haftada bir kemiklerimizi ayırıyor. Ya düdüklü tencerede yada başka bir çelik tencerede kemikleri ortalama 30-40 dk. arası kaynatıyorum. Sonra kemiklerin üzerindeki ince etleri alıyorum, ilikler varsa çıkarıyorum ve suyuna katıyorum. Genelde üç şişe çıkarıyorum.Bir şişesine buzdolabına, bir şişesini donmak üzere buzluğa ve bir şişesinide anneme gönderiyorum. Oğluma annem baktığı için genelde yemeklerinide annem yapıyor. Bende evde akşamları ve hafta sonları çorbalarına ve yemeklerine katıyorum. Gerçekten faydası çok. Kasiyum ihtiacının yarısını burdan karşılıyor. Dİğer yarsını ise malum süt ve süt ürünlerinden. Tanıdığım diğer çocuklara göre bünyesi daha sağlam, daha güçlü.
Aynı şekilde tavuğuda yapıyorum ara ara. Tavuk suyunuda haşlayıp, saklıyorum. Ve pilavlarıma koyuyorum. Tadı zaten tartışılamaz :))  Tavuk ve et bulyonu kullanmayı, özellikle oğlumun çorbalarına koymayı istemiyorum!! Benim size nacizhanee tavsiyemdir !!! Denedim, faydasını gördüm.. Lütfen sizde deneyin :)))

Enginar Dolması ...


Ege'li olduğumuz için enginarın ayrı bir yeri vardır hayatımızda.. İzmir'li olduğumu herfırsatta dile getiriyorum ama napiimm:)) İzmirli olmak ayrıcalıktır işte :))
Şu sıralar enginarın tam mevsimi. İki haftadır pazarlarda görebiliyoruz. 2 aylık bir süremiz var enginar için. Enginar sevenler için dolmasının  tarfini vericem şimdi.
Öncelikle bir kaba su dolduruyorum. İçine bir kaşık kadar un ve biraz limon sıkıyorum. Enginarın ayıklanması biraz zaman alıyor. En dış yapraklarını 2-3 kat koparıyorum. İçlere doğru daha tazecik yapraklar kalıyor. Bunu zaten anlıyosunuz, yaprakların rengi açık kalıyor diğerlerine göre.. Sonra enginarın en baş kısmını kesiyoruz ve içini bir kaşık yardımı ile alıyoruz. İçinde tüyleri çıkarıp ortasını temizliyoruz. Ben normal dolma içi hazırlıyorum. Ve onları dolduruyorum. Tencereye dizdikten sonra üzerine çok az limon sıkıyorum. ve bir tabak kapatıyorum.Enginarların yarısına gelecek şekilde  su koyuyorum.Ortalama 45-50 dk. gibi bir sürede pişiyor.. Çokda güzel oluyor :))
Şimdiden herkese afiyet olsun...

11 Nisan 2012 Çarşamba

Dantelli Etek !!!


Modanın son gözdelerinden; Dantel !!
Dantel ve güpür sevenlerdenim bende.. Dantelli etek dikimi ile ilgili bilgi aktarıcam. Benimde takip ettiğim bloglardan birinde dantelli etek dikim aşamalarını anlatmış.Çok faydalanacağınıza eminim.

Eteğin yapım aşamalarını buradan http://elleapparel.blogspot.com/2010/11/lace-for-days-skirt.html takip edebilirsiniz. Buradaki dantelleri ayrı ayrı dikmiş. Siz komple bir dantel parçasıda üzerine ekleyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. Mor renkli bir dantelli etek diktim kendime. Belinide lastikli yaptımm. Gerçektende harika durdu. Resimleri pek net çıkmamış ama yinede görmenizi istedim.

Yeni sezonun olmazsa olmazı : Dolgu Topuklar !!!

Merhaba hanımlar,



Her kadın gibi bende yüksek topuklu ayakkabıları severim. Eskiden ince topuklu ayakkabılar kullanırdım.Lakin araba kullanmayıda zorlaştırdığı için ( daha doğrusu ben kullanamadığım için :D ) yanıma bir çiftte düz ayakkabı alırdım. Arabayı öyle kullanır park ettikten sonra tekrar ayakkabı değiştirirdim. Ne zor işdi yaa :))) 
Daha sonraları dolgu topukları keşfettim.Ve rahatladım:)) Eskiden çokda fazla seçenek yokdu ama şimdilerde son yılların son gözdesi dolgu topuklar !!!  Binbir çeşit farklı tasarımıyla biz bayanların ilk tercihi oldu diyebilirim.Uzun süredir ayakkabı seçimlerimi yaparken illaki dolgu topuklu olsun isterim..:)) Bu sezonda da zaten dolgu topuklar çok moda. Şimdi sizlere birkaç farklı model sunucam. Umarım beğenirsiniz..










2 Nisan 2012 Pazartesi

Hastasıyız !!! Hemde ailecek !!!! Ayhan Sicimoğlu!!



Ayhan Sicimoğlu !!!
Hastasıyız biz... Ben, eşim ve iki yaşındaki oğlumm.. Oğlum bile onu gördüğü zaman tv nin önüne oturup, izliyor.. Nasıl oldu anlamadım ama merakla onu bekler olduk ... Bir hafta izlemedikmi ,birşey kaybetmişiz gibi oluyor. Bu kadar dolu bir insanı ekranlarda görmek zor gerçekten. Bu nedenle sevgili Ayhan beyi araştırdım biraz.. Benim gibi sizde seviyorsanız ve izlerken keyif alıyorsanız buyruunn :))
Ayhan Sicimoğlu kimdir !!..

Parmaklarınız ile bileğinizi tutun…. İşte nabzınız ve içimizdeki ritm! “Ritm yoksa zaman yoktur, zaman yoksa zaten hiçbir şey yoktur…” Bunu Ayhan Sicimoğlu’na yıllar evvel Afrikalı bir “Master Drummer” söylemişti. Ritm, zaman, ahenk, kalp atışımız, yaşam… İşte bu zincir yıllar evvelden kendisini ritme bağladı.
İşte karşınızda Ayhan Sicimoğlu! Kolej yıllarından Tarsus Amerikan’ın sıkı davulcusu. Ritm, onu üniversite yıllarında İngiltere’de Miguel Serigides’e ve sonraları Londra’nın meşhur “White Funk” grubu ‘Kokomo” ile beraber çalmaya kadar götürdü. White Funk tecrübesi sonrası Türkiye’de şimdiki Mazhar Fuat Özkan ile beraber kurduğu “İpucu” grubunda “Heyecanlı” adlı parçasını yaptı.
Daha sonra, İtalya’da tanınmış davulcu Toni Esposito’dan aldığı bir teklif kendisini Roma’ya sürükledi ve iki sene “La Banda del Sole”, Bennato ve Pino Daniele beraber çalıştı. Müzik, yakasını 7 sene New York’ta da bırakmadı ve latin klüplerin, radyoların müdavimi oldu. Hatta downtown’da tanınmış hoca Johny Rodriguez Senior Workshop’ına katıldı ve bu sayede latin çevrelerde bir hayli dolaştı.
Boston’da Berklee School of Music World Percussion ve Kuzey California Humboltd State Üniversitesi’nde "Explorations in Afro-Cuban Dance and Percussion"a katıldı. İstanbul’da ise "Afro-Cuban Percussion Workshop" ile eğitmenlik yapmaktadır. Profosyonel grubu Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars ile performanslara devam ediyor.
5 sene evvel Türkiye dönüşü Açık Radyo’nun matrak programı “Satmayan Plaklar” programına misafir olarak katılması kendisine radyoculuk kapılarını açtı. Ardından aynı radyoda “Latin Lover” ve Radyo Oxi-gen’de “LATINO TIME” programlarını yapmaya başladı.
Eylül 2006’da Doublemoon’dan çıkardığı ve “Koleksiyoncu Albümü” olarak nitelendirdiği “Friends&Family” albümünde Kolombiyalı Rodrigo Rodriguez, Kübalı trompetçi Amik Abdel Guerra Ling Long; Perulu Cesar Correa, Fahir Atakoğlu, Aydın Esen, Özkan Uğur, Uğur Yücel, Mirkelam ve kızı soprano Ayşe Sicimoğlu ile çalıştı. Ünlü DJ Claude Challe albümü “muhteşem bir latin füzyon” olarak nitelendirdi.



Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/muzik-tr/17637-ayhan-sicimoglu-ayhan-sicimoglu-kimdir-ayhan-sicimoglu-hakkinda.html#ixzz1qsfIwWDj

Moda, Dikiş, Tasarım, Hayallerim